Definition of cut in English Turkish dictionary
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} kesmek
Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
- These two lines cut across each other at right angles.
Peyniri bir bıçak ile kesmek kolaydır.
- Cheese is easy to cut with a knife.
- <span class="word-self">cutspan>
- kesik
Tom'un yanağında kötü bir kesik var.
- Tom has a nasty cut on his cheek.
Bir kesik kanıyorsa, üzerine baskı uygula.
- If a cut is bleeding, put pressure on it.
- be <span class="word-self">cutspan>
- kesilmek
- cutting
- {i} kesme
Tom ayak tırnaklarını kesmediği için çorapları delindi.
- Tom got holes in his socks from not cutting his toenails.
Kağıdı kesmeyi bitir.
- Finish cutting the paper.
- cutting
- kesim
- cutting
- kesici
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} pay
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} kesme
Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
- These two lines cut across each other at right angles.
O grupla bağlantıları kesmelisin.
- You should cut off your connections with that group.
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} makasla kesmek
Makasla kesmek yerine kumaşı niçin yırtıyorsun?
- Why did you tear the cloth instead of cutting it with scissors?
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} kesim
Kasap etin çeşitli kesimlerini satar.
- The butcher shop sells assorted cuts of meat.
Elmasın kesimi mükemmel.
- The cut of the diamond is perfect.
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} parça kumaş
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} indirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- biçmek
- cutting
- çelik
- <span class="word-self">cutspan>
- maktu
- <span class="word-self">cutspan>
- yarma
- <span class="word-self">cutspan>
- kesiştirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- biçme
- <span class="word-self">cutspan>
- -e gitmemek
- <span class="word-self">cutspan>
- doğramak
- <span class="word-self">cutspan>
- azaltma
Doktor ona içmeyi azaltmasını tavsiye etti.
- The doctor advised him to cut down on drinking.
O ona sigarayı azaltmasını tavsiye etti.
- She advised him to cut down on smoking.
- <span class="word-self">cutspan>
- (Spor) kat etmek
- <span class="word-self">cutspan>
- tenzilat
- <span class="word-self">cutspan>
- katetmek
- <span class="word-self">cutspan>
- kotlet
- <span class="word-self">cutspan>
- yontma
- <span class="word-self">cutspan>
- (motoru) stop ettirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- tıraş etmek
- <span class="word-self">cutspan>
- makas vurmak
- <span class="word-self">cutspan>
- bırakmak
- <span class="word-self">cutspan>
- azaltmak
Fabrika üretimini azaltmak zorunda kaldı.
- The factory had to cut back its production.
Sigaraları azaltmak yerine neden sadece onları bırakmıyorsun?
- Instead of cutting down on cigarettes, why don't you just give them up?
- <span class="word-self">cutspan>
- (Ticaret) iskonto
- <span class="word-self">cutspan>
- kesilmek
- <span class="word-self">cutspan>
- acı söz
- <span class="word-self">cutspan>
- fiyat
- <span class="word-self">cutspan>
- fason
- <span class="word-self">cutspan>
- yön değiştirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- kırıcı davranış
- cutting
- (Tıp) kup
- cutting
- tünel
- cutting
- keserek
Sami onun saçlarını keserek Leyla'yı küçük düşürdü.
- Sami humiliated Layla by cutting her hair.
- cutting
- sert (rüzgar)
- cutting
- dal çeliği
- cutting
- iğneli
- cutting
- (Tarım) budama
- cutting
- daldırma
- cutting
- yontma
- cutting
- kazma
- cutting
- kazı
- cutting
- ağır
- cutting
- kıyıcı
- cutting
- kenar
- cutting
- kesen
- cutting
- incitici
- cutting
- kıyım
- cutting
- kesik
- cutting
- (Ticaret) kupon
- cutting
- kırıcı (söz)
- <span class="word-self">cutspan>
- sapmak
- <span class="word-self">cutspan>
- parça
Tom bir cam parçası ile parmağını kesti.
- Tom cut his finger on a piece of glass.
O, elmayı iki parçaya ayırdı.
- She cut the apple in two.
- <span class="word-self">cutspan>
- kesinti
Bankerin maaş kesintisi geçiciydi, kalıcı değil.
- The banker's pay cut was temporary, not permanent.
Elektrik kesintileri bilgisayara zarar verdi.
- The power cuts damaged the computer.
- <span class="word-self">cutspan>
- dilim
Tom mutfakta, bazı sebzeleri dilimliyor.
- Tom is in the kitchen, cutting up some vegetables.
Lütfen pizzayì üç dilim şeklinde kes.
- Please cut the pizza into three slices.
- <span class="word-self">cutspan>
- yarık
- <span class="word-self">cutspan>
- kısmak
Aylık giderlerimizi kısmak zorundayız.
- We have to cut down our monthly expenses.
Giderlerini kısmak zorunda kalacaklar.
- They will have to cut down their expenses.
- <span class="word-self">cutspan>
- kısaltmak
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} kes
Bu makas iyi kesmiyor.
- These scissors don't cut well.
Peyniri bıçakla kesmek kolaydır.
- It's easy to cut cheese with a knife.
- <span class="word-self">cutspan>
- seyrekleştirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- üzmek
- <span class="word-self">cutspan>
- kırmak
- <span class="word-self">cutspan>
- incitmek
- <span class="word-self">cutspan>
- aniden dönmek
- <span class="word-self">cutspan>
- dilimlenmek
- <span class="word-self">cutspan>
- kısıntı
Şirketin gelecek sene kısıntı yapılması gerekiyor.
- The company needs to make cutbacks next year.
Bütçe kısıntıları gerekli.
- Budget cuts are needed.
- <span class="word-self">cutspan>
- asmak
Bizimle buluşmak için dersi asmak zorunda kaldı.
- Tom had to cut the class in order to meet us.
- <span class="word-self">cutspan>
- çıkartmak
- <span class="word-self">cutspan>
- dilimlemek
- <span class="word-self">cutspan>
- (plak) doldurmak
- <span class="word-self">cutspan>
- atmak
- <span class="word-self">cutspan>
- yara
- cutting
- yarık
- cutting
- acı
Merak etmeyin, saçınızı kesmek acı vermez.
- Don't worry, cutting your hair doesn't hurt.
Bir acı biber kestikten sonra asla gözlerini ovma.
- Never rub your eyes after cutting a hot pepper.
- cutting
- içe işleyen
- cutting
- (rüzgâr) soğuk
- cutting
- kupür
- cutting
- geçit
- cutting
- kırıcı
- cutting
- {f} kes
Habanero biberlerini kestikten sonra gözlerini ovalamamak için dikkatli ol.
- After cutting habanero peppers, be careful not to rub your eyes.
Tom köşeleri kesiyor.
- Tom is cutting corners.
- cutting
- budanmış parça
- cutting
- kalp kırıcı
- <span class="word-self">cutspan>
- kesip
- <span class="word-self">cutspan>
- kesm
- <span class="word-self">cutspan> it
- Kesmeye
- cuts
- keşişler
- to <span class="word-self">cutspan>
- to kesen
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} görmezlikten gelmek
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} tutam
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} yol açmak
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} (cut, --ting)
- <span class="word-self">cutspan>
- tatsız
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} kırpmak
- <span class="word-self">cutspan>
- doğranmış
- <span class="word-self">cutspan>
- hadım edilmiş
- <span class="word-self">cutspan>
- indirimli cut
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} klişe [dakt.]
- <span class="word-self">cutspan>
- {s} indirilmiş
- <span class="word-self">cutspan>
- sulandırılmış
- <span class="word-self">cutspan>
- kıyılmış
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} budamak
- <span class="word-self">cutspan>
- sıkıcı
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} açmak
O zarfı açmak için kesti.
- He cut the envelope open.
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} k.dili. hisse, pay
- <span class="word-self">cutspan>
- cut and dried evvelden hazırlanmış
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} tip
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} seyreltmek
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} vuruş
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} usul
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} hadım etmek
- <span class="word-self">cutspan>
- kes,v.kes: n.kesik
- <span class="word-self">cutspan>
- kesmek, bir metin ya da çizim parçasının kesilerek panoya alınması
- <span class="word-self">cutspan>
- hazır
Yemek hazırlarken kendimi bıçakla kestim.
- I cut myself with a knife while I was making dinner.
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} kupür
- <span class="word-self">cutspan>
- kes kesmek
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} oymak
- <span class="word-self">cutspan>
- cut s tenzilatlı
- <span class="word-self">cutspan>
- {s} kesilmiş
Çimler çok hızlı büyüyordu, her hafta kesilmiş olmalı.
- The grass was growing so quickly, it had to be cut every week.
Biz aynı kumaştan kesilmişiz.
- We are cut from the same cloth.
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} yarma, yol geçirmek
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} devam etmemek
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} dişi çıkmak
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} sulandırmak
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} indirim
Cumhuriyetçiler, zenginler için daha fazla vergi indirimi istiyor.
- The Republicans want more tax cuts for the rich.
Hükümet, vergi indirimlerini düşünüyor.
- The Government are considering tax cuts.
- <span class="word-self">cutspan>
- (fiil) kesmek, makasla kesmek, biçmek, budamak; kırpmak; incitmek, oymak; indirmek; açmak, yol açmak; hadım etmek; sulandırmak, seyreltmek; görmemezlikten gelmek; kırmak, devam etmemek; diş çıkarmak, dişi çıkmak; ortadan kaybolmak; kesişmek, yontmak
- <span class="word-self">cutspan>
- tenzilâtlı
- <span class="word-self">cutspan>
- yontulmuş
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} kesim, fason, biçim
- <span class="word-self">cutspan>
- kristal
- <span class="word-self">cutspan>
- {i} darbe
Ünlü kördüğüm bir kılıç darbesi ile kesildi.
- The famous Gordian Knot was cut with a sword blow.
- <span class="word-self">cutspan>
- {s} indirimli
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} yontmak
- <span class="word-self">cutspan>
- biçilmiş
Ben kumar için biçilmiş kaftan değilim. Belki sadece şanssızım fakat maaşım için çalışmak daha emin bir şeydir.
- I'm not cut out for gambling. Maybe I'm just unlucky, but working for my pay is more of a sure thing.
Ben bu iş için biçilmiş kaftanım.
- That is the sort of job I am cut out for.
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} diş çıkarmak
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} kesilmek: This stone cuts easily. Bu taş kolayca kesiliyor
- <span class="word-self">cutspan>
- (Askeri) TAPAYI TANZİM ETMEK; BİR TAPAYI,. AYARLAMAK
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} ders, konferans
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} kesişmek
- <span class="word-self">cutspan>
- {f} ortadan kaybolmak
- <span class="word-self">cutspan>
- klişe
- cutting
- geçit/kupür/kesik
- cutting
- {s} içine işleyen
- cutting
- cutting angle kesme açısı
- cutting
- {i} çentik
- cutting
- içe işleyen dondurucu
- cutting
- kesiş
- cutting
- {s} keskin
- cutting
- {s} dondurucu
- cutting
- {s} sert
- cutting
- soğuk/keskin/kırıcı
- cutting
- inciten
- cutting
- {i} doğrama
- cutting
- {i} yol
Biz harcamaları kesme hakkında tüm olası yollarını araştırdık.
- We explored all possible ways of cutting expenditures.
- cutting
- {i} kertik
- cutting
- {s} acı, keskin, sert (rüzgâr)
- cutting
- {i} kurgu hazırlığı
- cutting
- {i} sin. kesim
- cutting
- {i} aşı dalı
- cutting
- {i} bahç. aşı kalemi
- cutting
- aşı kalemi
- cutting
- {i} kıymık
- cutting
- {i} yol açma
- cutting
- {i} hafriyat
- cutting
- {i} yonga
- cutting
- {s} iğneleyici
- cutting
- cut çıkar/kesil/kes
- cutting
- çelikleme
- to be <span class="word-self">cutspan>
- kestirilmek