Sana nazaran, Tom sadece bir çocuk.
- Compared to you, Tom is just a kid.
Düne nazaran bugün hava daha güzel.
- Compared to yesterday, the weather is better today.
Ona göre, çok elverişsizim.
- Compared to her, I am very impractical.
Ona göre, çok beceriksizim.
- Compared to her, I'm very impractical.
Hayat çoğu zaman bir dağa tırmanmakla karşılaştırılmıştır.
- Life has often been compared to climbing a mountain.
Biz onun işini onunkilerle karşılaştırdık.
- We compared his work with hers.
New York ile karşılaştırıldığında, Tokyo çok daha güvenli bir yerdir.
- Compared to New York, Tokyo is a much safer place.
... is enormous compared to the number of elderly. So there are many more workers to support ...
... And no matter how big it is, however, it is a pea shooter compared to an even bigger ...