O, ondan iki yaş daha gençtir.
- She's two years younger than him.
Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.
- There is no returning to our younger days.
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.
- Lucy's mother told her to take care of her younger sister.
O, benden beş yaş küçük.
- He is five years younger than me.