Onun içeri gelişini fark ettin mi?
- Did you notice him coming in?
Hepimiz onun gelişini gördük, değil mi?
- We could all see it coming, couldn't we?
Bizimle gelmek ister misiniz?
- Do you want to come with us?
Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.
- Mr Smith has not turned up yet though he promised to come.
Bir UFO gördüğünü mü söylüyorsun? Hadi ama!
- You say you've seen a UFO? Come on!
Hadi ama, içkiler benden.
- Come on, drinks are on me.
Onun işe genellikle geç gelmesi yeterince kötüydü fakat sarhoş gelmesi bardağı taşıran son damlaydı ve ben onun işine son verdireceğim.
- It was bad enough that he usually came to work late, but coming in drunk was the last straw, and I'm going to have to let him go.
Dün onun gelmesini ne önledi?
- What prevented her from coming yesterday?
Hoşça kal demek için geldim.
- I've come to say goodbye.
Sakın bir daha buraya geleyim deme!
- Don't you dare come here again!
Bilim yaş ile otomatik olarak gelmez.
- Wisdom does not automatically come with age.
Bizimle gelmek ister misiniz?
- Do you want to come with us?
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.
- We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Onun yeni romanı önümüzdeki ay çıkacak.
- Her new novel will come out next month.
Lütfen önümüzdeki Cuma gel.
- Please come next Friday.
Bu günlerde iş edinmek zor.
- Jobs are hard to come by these days.
İşsiz pek çok kişi ile işleri edinmek zordur.
- Jobs are hard to come by with so many people out of work.
Bir içki için girmek ister miydiniz?
- Would you like to come in for a drink?
İçeri girmek ister misin?
- Do you want to come in?
Bu kadar uzağa geldik, bu yüzden şimdi duramayız. Kötü yola düşmek istemiyorum.
- We've come this far, so we can't stop now. I don't want to backslide.
Şimdi uğramak ister misin?
- Do you want to come over now?
Tom'un uğramak için ve piyanoyu taşımamıza yardım etmek için zamanı olacağını umuyordum.
- I was hoping Tom would have time to come over and help us move the piano.
Tüm güzel şeyler bitmek zorundadır.
- All good things must come to an end.
Bu önümüzdeki hafta kamp yapmaya gidelim.
- Let's go camping this coming weekend.
Tom bu önümüzdeki hafta Mary'yi görmeye can atıyor.
- Tom is looking forward to seeing Mary this coming weekend.
Başarılı bir yerel çocuk eve geliyor.
- A successful local boy is coming home.
Buraya gelerek büyük bir risk alıyorsun.
- You're taking a big risk coming here.
Hemen geri gelmek zorundaydık çünkü okul başlamak üzereydi.
- We had to come back soon because school was about to start.
İçeri gelin. Başlamak üzereyiz.
- Come on in. We're just about to get started.
O bu akşam gelecek mi?
- Will he be coming this evening?
Sen bizimle Beyaz Saray'a kadar gelecek yeni köpek yavrusu kazandın.
- And you have earned the new puppy that's coming with us … to the White House.
Dikkat edin! Gelen bir kamyon var!
- Look out! There's a truck coming!
Merdivenlerden yukarı gelen birisi var.
- There's somebody coming up the stairs.
Yakında Noel geliyor.
- Christmas is coming soon.
Dikkat! Buraya gelen bir kamyon var!
- Look out! There's a truck coming!
Kim gelirse gelsin, ona dışarıda olduğumu söyle.
- Whoever comes, tell him I'm out.
Kim gelirse gelsin, evden uzakta olduğumu söyle.
- Whoever comes, say I am away from home.
Bugün Ruslar geliyor! Ruslar geliyor! adında bir filmin olduğunu keşfettim.
- Today I discovered that there's a movie called The Russians are coming! The Russians are coming!
Babam yarın eve geliyor.
- My father is coming home tomorrow.
Ne olursa olsun bir şarkıcı olmak istiyorum.
- I wish to be a singer come what may.
Tom'la birlikte olmak için geri geldin, değil mi?
- You've come back to be with Tom, haven't you?
Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.
- If you don't want to come back, I'll understand.
Geri dönmek zorunda kalacağız.
- We'll have to come back.
Belki Jane gelecektir.
- Maybe Jane will come.
Savaşın geleceği belliydi.
- It appeared that war would come.
Mary'nin bu kadar çabuk geleceğini beklemiyordum.
- I didn't expect that Mary would come so soon.
Bu yaz tatili çok çabuk bitti.
- The summer vacation has come to an end too soon.
Yaklaşan bir doğum günüm var.
- I've got a birthday coming up.
Yaklaşan üç günlük tatili nasıl geçireceksin?
- How will you spend the coming three-day holiday?
Eski karısı, adamın kendisine 200 metreden fazla yaklaşmasını yasaklayan bir mahkeme emri çıkarttı.
- His ex-wife obtained a court order that forbid him from coming closer than 200 yards.
Leave it to settle for about three months and, come Christmas time, you'll have a delicious concoctions to offer your guests.
The guests came at eight o'clock.
She’ll be coming ’round the mountain when she comes.
He came after a few minutes.
The pain in his leg comes and goes.
He came to SF literature a confirmed technophile, and nothing made him happier than to read a manuscript thick with imaginary gizmos and whatzits.
If we count three before the come of thee, thwacked thou art, and must go to the women.”.
He was a dream come true.
Winter comes after autumn.
His test scores came close to perfect.
Ergonomic wallets are the coming thing.
We expect great things from you this coming year.
When he was fired, nobody was surprised or upset because they thought he had it coming.
I don't know when he will come.
- I don't know when he's coming.
It's been a long time coming; but tonight, because of what we did on this day, in this election, at this defining moment, change has come to America.
- It's been a long time coming; but tonight, because of what we did on this day, in this election, at this defining moment, change has come to the United States.