In the morning I always wake up around seven o'clock.
- Sabahları her zaman yedi civarında uyanırım.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
He lives somewhere around the park.
- O, parkın civarında bir yerde yaşıyor.
We live in the neighborhood of the school.
- Okulun civarında yaşıyoruz.
I forgot what the exact price was, but it was about 170 dollars.
- Tam fiyatın ne olduğunu unuttum fakat 170 dolar civarındaydı.
I usually get up at about six-thirty.
- Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.
It was near the river that I lost my way.
- Yolumu nehir civarında kaybettim.
Swollen lymph nodes are usually found near the site of an infection, tumour, or inflammation.
- Şişmiş lenf düğümleri genellikle enfeksiyon, tümör ya da iltihap barındıran bölgelerin civarında olur.
The letter will arrive in a week or so.
- Mektup bir hafta civarında varacak.
There were twenty or so people there.
- Orada yirmi civarında insan vardı.
Kate's father is in the vicinity of the house.
- Kate'in babası evin civarındaydı.
There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
- Gördüğüm kadarıyla bu civarda yaya trafiği pek yok.
The area around here was bombed.
- Bu civardaki alan bombalandı.
It was near the river that I lost my way.
- Yolumu nehir civarında kaybettim.
Around nine o'clock I'll be on my way back again.
- Saat dokuz civarında ben tekrar yolumda olacağım.
We live in the neighborhood of the school.
- Okulun civarında yaşıyoruz.
The price was in the neighbourhood of 50 dollars.
- Fiyat yaklaşık 50 dolar civarındaydı.