Tom stared at Mary icily.
- Tom Mary'ye buz gibi baktı.
Tom fell into the ice-cold water of the river.
- Tom nehrin buz gibi suyuna düştü.
Layla survived the ice-cold night.
- Leyla buz gibi geceyi atlattı.
Her cheeks were as cold as ice.
- Onun yanakları buz gibi soğuktu.
My hands and feet were as cold as ice.
- Ellerim ve ayaklarım buz gibi soğuktu.
Tom gave Mary an icy look.
- Tom Mary'ye buz gibi bir görüntü verdi.
Mary jumped into the icy water without hesitation.
- Mary duraksamadan buz gibi suya atladı.
It's freezing in here! Can somebody turn off the air-conditioner?
- Burası buz gibi! Biri klimayı kapatabilir mi?
What are you doing in a freezing place like this?
- Böyle buz gibi soğuk bir yerde ne yapıyorsun?