bunaltıcı

listen to the pronunciation of bunaltıcı
Turkish - English
depressing

This place is so depressing. - Bu yer çok bunaltıcı.

That's a depressing story. - O bunaltıcı bir hikaye.

sweltering

It was sweltering inside. - İçeride hava bunaltıcıydı.

oppressive
muggy

Tom can't stand the hot and muggy summers here, so he heads for the mountains. - Tom buradaki sıcak ve bunaltıcı yazlara dayanamıyor bu yüzden dağlara gidiyor.

Last night was very hot and muggy and it was difficult to sleep. - Dün gece sıcak ve bunaltıcıydı ve uyumak zordu.

stupefying
sweltry
depressing, suffocating (weather, heat, person)
close
suffocating
stuffy
depressive
mind bending
oppressive, muggy, sultry
dreary
overpowering
heat
sultry
poky
bunaltıcı sıcaklar
dog days
Turkish - Turkish
Boğucu, sıkıcı, sıkıntı veren
BUNALTICI
Boğucu, sıkıcı, sıkıntı veren: "Tartışma koyulaşıp salonun havası hepsine bunaltıcı geldi mi, pencereler açılıyor."- E. E. Talu