The bus rattled as it drove along the bumpy road.
- Otobüs engebeli yol boyunca giderken takırdadı.
There were scribbles all along the wall.
- Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.
He stayed in Nagano throughout the summer.
- O yaz boyunca Nagano'da kaldı.
She cried throughout the night.
- Bütün gece boyunca ağladı.
During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
- Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.
The island is covered with ice and snow during the winter.
- Ada kış boyunca buzla ve karla kaplıdır.
Afghanistan and Iran both changed their national anthems several times in the course of the 20th century.
- Afganistan ve İran her ikisi de milli marşlarını 20.yüzyıl boyunca birkaç kez değiştirmişti.
In the course of the past year, prices have doubled.
- Geçen yıl boyunca, fiyatları ikiye katlandı.
He swam across the river.
- O, nehir boyunca yüzdü.
I sometimes talk to my neighbor across the fence.
- Bazen çit boyunca komşumla konuşurum.
I'll never see him again as long as I live.
- Hayatım boyunca onunla bir daha görüşmeyeceğim.
Tom was down with the flu all last week.
- Tom geçen hafta boyunca gripten yattı.
A river runs down through the valley.
- Vadi boyunca bir nehir akmaktadır.
We camped there over the holiday.
- Tatil boyunca orada kamp yaptık.
Tom borrowed some books from the library to read over the weekend.
- Tom hafta sonu boyunca okumak için kütüphaneden bazı kitaplar ödünç aldı.
It is cold all year round here.
- Burada tüm sene boyunca hava soğuktur.
It is very cold here all the year round.
- Burası tüm sene boyunca soğuk olur.
There were scribbles all along the wall.
- Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.
Dan maintained his innocence all along the lawsuit.
- Dan tüm dava boyunca masumiyetini korudu.
Gerhard Schroeder is the first German chancellor not to have lived through World War II.
- Gerhard Schröder, II. Dünya Savaşı boyunca yaşamayan ilk şansölyedir.
Throughout my life, I've had the great pleasure of travelling all around the world and working in many diverse nations.
- Hayatım boyunca, tüm dünyada seyahat etmekten ve birçok farklı uluslarda çalışmaktan büyük zevk aldım.
The train was so crowded that we were obliged to stand all the way to Osaka.
- Tren o kadar kalabalıktı ki Osaka'ya giden bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda bırakıldık.
Tom couldn't get the door to close all the way.
- Tom bütün yol boyunca kapıyı kapattıramadı.
War has produced famine throughout history.
- Savaş, tarih boyunca sıkıntı üretti.