Satıcı kadın armutların olduğu kasayı taşıyor.
- Die Verkäuferin trägt eine Kiste mit Birnen.
Satıcı kadın armut kasasını taşıyor.
- Die Verkäuferin trägt eine Kiste mit Birnen.
Yeşil fasulyeyi çiğ yemek mümkündür.
- It's possible to eat green beans raw.
Fasulyeleri dökmeyin.
- Don't spill the beans.
Baklayı ağzından çıkarmanın tam zamanı.
- It is high time you spilled the beans.
Fıstık, baklagil veya fasulye ailesinin parçasıdır.
- Peanuts are part of the legume or bean family.
O, kahve çekirdeklerini kavuruyor.
- He is roasting coffee beans.
Mame kahve çekirdeklerini öğütmek için kahve değirmeni kullanır.
- Mame uses a coffee mill to grind coffee beans.
E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.
- Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals.
Kavanozda kaç tane fasulye var?
- How many beans are in the jar?
Adam tatilinden çok enerjik döndü.
- The man returned from his vacation full of beans.
I ask about apples, and you answer me about pears.
- Ich frage nach Äpfeln, und du antwortest mir von Birnen.
This is the best tasting pear I've ever eaten.
- Das ist die schmackhafteste Birne, die ich je gegessen habe.