birinin

listen to the pronunciation of birinin
Turkish - English
belonging to one
one's

The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful. - Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.

To raise one's name in later generations and thereby glorify one's parents, this is the greatest expression of filial piety. - Birinin adını daha sonraki kuşaklarda yükseltmek ve böylece birinin ebeveynlerini övmek, bu anne babaya saygının en büyük ifadesidir.

of one of
that one
be beyond s.o.'s grasp
put s.o. off
biri
somebody

We heard somebody shout. - Birinin bağırdığını duyduk.

As strange as it may be, he met with somebody who is said to be dead. - Olabildiğince tuhaf, o ölü olduğu söylenilen biriyle karşılaştı.

biri
one

Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook. - Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.

One of my dreams is to learn Icelandic. - Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.

birinin işine karışmak
Meddle, interfere, butt in, interlope
birinin burnuna gülmek
laugh in someone's face
birinin gelmesini beklemek
wait for smb. to come
birinin kaderini çizmek
(deyim) seal someone's fate
birinin kaderini çizmek
(deyim) seal someone's doom
birinin kötü ruhu
evil genius
birinin suratına gülmek
laugh in someone's face
biri
{i} cookie

I'm sure Tom wouldn't mind if you ate one of the cookies he baked this afternoon. - Bu öğleden sonra pişirdiği kurabiyelerden birini yesen Tom'un umursamıyacağından eminim.

I usually don't like sweet things, but I will try one of your cookies. - Ben genellikle tatlı şeyleri sevmiyorum ama senin kurabiyelerinden birini deneyeceğim.

biri
any

Anyone could do that. - Herhangi biri onu yapabilir.

Is there anyone else wanting to eat? - Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?

(ünlü) birinin imzası
autograph
biri
one of

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

biri
anyone

Anyone could do that. - Herhangi biri onu yapabilir.

Never have I heard anyone say a thing like that. - Herhangi birinin öyle bir şey söylediğini asla duymadım.

biri
soul

I don't have a soul, and neither does anyone else. - Benim bir ruhum yok ve başka birinin de yok.

There's not a living soul around here. - Buralarda yaşayan biri yok.

biri
first

Someone has ripped out the first three pages of this book. - Biri bu kitabın ilk üç sayfasını yırtmış.

Let's draw lots to decide who goes first. - Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.

biri
someone

You don't marry someone you can live with — you marry the person whom you cannot live without. - Sen yaşayabileceğin herhangi biriyle evlenme - sen onsuz yaşayamayacağın kişiyle evlen.

Someone has ripped out the first three pages of this book. - Biri bu kitabın ilk üç sayfasını yırtmış.

biri
in one

Susan will be ready to the party in one hour and will need someone to pick her up. - Susan bir saat içinde parti için hazır olacak ve onu alması için birine ihtiyacı olacak.

Tom parked in one of the empty spaces in front of the library. - Tom kütüphanenin önündeki boş alanlardan birine parketti.

biri
of one

One parsec is the distance at which one astronomical unit subtends an angle of one arcsecond. - Bir parsek bir astronomik birimin bir arksaniyelik bir dereceye karşılık geldiği mesafedir.

Books are the offspring of one's mind. - Kitaplar birinin aklının ürünleridir.

başka birinin
somebody elses
biri
one of them

There are many talented people in our city, but Tom isn't one of them. - İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Tom bunlardan biri değildir.

There are nine planets travelling around the sun, the earth being one of them. - Güneşin etrafında dönen dokuz gezegen vardır,Dünya onlardan biridir.

biri
one (of them); somebody, someone
biri
one; cookie
biri
_un
boer cumhuriyetlerinden birinin yurttaşı
burgher
değer verilen birinin hamurundaki bozukluk
feet of clay
kabahati birinin üzerine atmak
to lay the blame on sb
English - English

Definition of birinin in English English dictionary

biri
{i} (in India) bidi, cheap cigarette made from cut tobacco rolled in leaf
Turkish - Turkish

Definition of birinin in Turkish Turkish dictionary

birinin varı yoğu
Bir kimsenin sahip olduğu her şey
birinin veya bir şeyin peşinde
Çok istenilen şeyi belirtir
biri
Yüklem durumunda olan bir isim takımının belirtileni olarak kullanıldığında, belirtenin hor görüldüğünü anlatır
biri
Bilinmeyen bir kimse: "İhtimal hırsız Eşref'in hayranlarından biriydi."- O. S. Orhon
biri
Bir tanesi: "Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti."- M. Ş. Esendal
biri
Bir tanesi
biri
Bilinmeyen bir kimse
biri
Yüklem durumunda olan bir isim takımının belirtileni olarak kullanıldığında belirtenin hor görüldüğünü anlatır
birinin
Favorites