I know one of them but not the other.
- Birini tanıyorum da ötekini değil.
This is a good book, but that one is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
There isn't a single cloud in the sky.
- Gökyüzünde tek bir bulut yok.
Did God really create the earth in a single day?
- Tanrı, dünyayı gerçekten tek bir günde mi yarattı?
We generally drink tea after a meal.
- Biz genellikle bir öğünden sonra çay içeriz.
I'll buy you a drink.
- Sana bir içecek ısmarlayacağım.
Can you tell the twins apart?
- İkizleri birbirinden ayırtedebilir misin?
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
He wore a top hat and a monocle.
- O bir silindir şapka ve bir tek gözlük taktı.
You shouldn't sleep with a coal stove on because it releases a very toxic gas called carbon monoxide. Sleeping with a coal stove running may result in death.
- Kömür sobasıyla uyumamalısınız. Çünkü karbonmonoksit olarak adlandırılan çok zehirli bir gaz içerir. Kömür sobasıyla uyumak ölümle sonuçlanabilir.
Every time I think of Tom, I get a lump in my throat.
- Tom'u ne zaman düşünsem, boğazımda bir yumru hissediyorum.
I have a lump in my breast.
- Benim mememde bir yumru var.
Ikeda made several silly mistakes, and so he was told off by the department head.
- Ikeda birkaç aptalca hata yaptı ve bu yüzden ona bölüm başkanı tarafından ağzının payı verildi.
They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
- Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
They erected a statue in memory of Gandhi.
- Onlar Gandhi'nin anısına bir heykel diktiler.
The soldiers have erected a peace monument.
- Askerler bir barış anıtı diktiler.
I would like to go to the United States one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
Which language is spoken in the United States of America?
- Amerika Birleşik Devletleri'nde hangi dil konuşuluyor?
The Emperor is the symbol of the unity of the people.
- İmparator, halkın birliğinin sembolüdür.
He spoke of party unity.
- O, parti birliği hakkında konuştu.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
I remember seeing you all somewhere.
- Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.
Do you have any engagement tomorrow?
- Yarın herhangi bir randevun var mı?
Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
- Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.
I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely.
- Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.
I've got a pacemaker.
- Benim bir kalp pilim var.
I've brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
Would you like some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
Macbeth raised an army to attack his enemy.
- Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.
At the Battle of Verdun, French forces stopped a German attack.
- Verdun Savaşında,Fransız güçleri bir Alman saldırısını durdurdu.
We should play squash together sometime.
- Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.
This is the first time I've ever squashed a cockroach.
- Şimdiye kadar ilk defa bir hamam böceği ezdim.