This is a good book, but that one is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
I'd like to stay one more night. Is that possible?
- Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?
I don't have a single enemy.
- Benim tek bir düşmanım yok.
Get both a phone and internet access in a single package!
- Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
He needs something to drink.
- İçecek bir şeye ihtiyacı var.
We generally drink tea after a meal.
- Biz genellikle bir öğünden sonra çay içeriz.
It isn't a real apartment.
- O, gerçek bir daire değildir.
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
Monopoly is a popular game for families to play.
- Monopoly ailelerin oynaması için popüler bir oyun.
He read the poem in a monotone.
- O, şiiri monoton bir şekilde okudu.
Please put a lump of sugar in my coffee.
- Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.
I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
- Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.
Ikeda made several silly mistakes, and so he was told off by the department head.
- Ikeda birkaç aptalca hata yaptı ve bu yüzden ona bölüm başkanı tarafından ağzının payı verildi.
Two heads are better than one.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Caesar erected a golden statue of Cleopatra.
- Sezar, Kleopatra'nın altından bir heykelini dikti.
The soldiers have erected a peace monument.
- Askerler bir barış anıtı diktiler.
I would like to go to the United States one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
The United States borders Canada.
- Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ile komşudur.
Unity is better than money.
- Birlik paradan daha iyidir.
He spoke of party unity.
- O, parti birliği hakkında konuştu.
I saw her somewhere two years ago.
- Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.
He lives somewhere about here.
- O, burada bir yerde yaşıyor.
Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
- Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.
The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
- Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.
This is a nice change of pace.
- Bu hoş bir değişiklik.
After a hectic few days at work, Tom is looking forward to a change of pace.
- İşte yoğun geçen birkaç günden sonra, Tom bir değişikliği iple çekiyor.
Would you like some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
I brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday.
- Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.
They began with a strong attack against the enemy.
- Düşmana karşı şiddetli bir taarruza geçtiler.
Have you ever squashed a fly with your hand?
- Sen hiç elinle bir sinek ezdin mi?
Have you ever squashed a tomato?
- Hiç bir domates ezdin mi?