This is a good book, but that one is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten.
- Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.
I don't have a single enemy.
- Benim tek bir düşmanım yok.
She left without saying even a single word.
- Tek bir kelime bile etmeden ayrıldı.
He began his meal by drinking half a glass of ale.
- Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.
I'll buy you a drink.
- Sana bir içecek ısmarlayacağım.
It isn't a real apartment.
- O, gerçek bir daire değildir.
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
He read the poem in a monotone.
- O, şiiri monoton bir şekilde okudu.
Carbon monoxide is a poisonous substance formed by the incomplete combustion of carbon compounds.
- Karbon monoksit karbon bileşiklerinin tam yanmamasından oluşan zehirli bir maddedir.
Every time I think of Tom, I get a lump in my throat.
- Tom'u ne zaman düşünsem, boğazımda bir yumru hissediyorum.
I have a lump in my breast.
- Benim mememde bir yumru var.
A cup of coffee cleared my head.
- Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.
Two heads are better than one.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
They erected a statue in memory of Gandhi.
- Onlar Gandhi'nin anısına bir heykel diktiler.
The soldiers have erected a peace monument.
- Askerler bir barış anıtı diktiler.
The United States borders Canada.
- Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ile komşudur.
Which language is spoken in the United States of America?
- Amerika Birleşik Devletleri'nde hangi dil konuşuluyor?
The main idea in his speech was unity.
- Konuşmasındaki ana fikir birlikti.
The Emperor is the symbol of the unity of the people.
- İmparator, halkın birliğinin sembolüdür.
I saw her somewhere two years ago.
- Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.
I remember seeing you all somewhere.
- Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.
The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
- Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.
Tom gave Mary an engagement ring.
- Tom Mary'ye bir nişan yüzüğü verdi.
This is a nice change of pace.
- Bu hoş bir değişiklik.
I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely.
- Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.
Do you want some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
I brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
They began with a strong attack against the enemy.
- Düşmana karşı şiddetli bir taarruza geçtiler.
Macbeth raised an army to attack his enemy.
- Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.
Butternut squash is a good source of manganese, potassium, and vitamins A, C, and E.
- Balkabağı, iyi bir manganez, potasyum ve A, C ve E vitaminleri kaynağıdır.
This is the first time I've ever squashed a cockroach.
- Şimdiye kadar ilk defa bir hamam böceği ezdim.