Şaşırmaktan hoşlanmıyorum.
- I don't like to be surprised.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.
- To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
O, mektubumu aldığında şaşırmış olabilir.
- She may have been surprised when she received my letter.
Haberi duyduğunda, o şaşırmış olabilir.
- She may have been surprised when she heard the news.
Şaşırmaktan hoşlanmam.
- I don't like being surprised.
Şaşırmaktan hoşlanmıyorum.
- I don't like to be surprised.
Haber onu, beni şaşırttığı kadar, çok şaşırttı.
- The news surprised him as much as it did me.
Onun sessizliği beni şaşırttı.
- Her silence surprised me.
Şu kadınlar konuşamayacak kadar şaşkındılar.
- Those women were too surprised to speak.
Tom herkesten daha şaşkındı.
- Tom was more surprised than anybody.
... was surprised to see that their daily circulation is ...
... your kind of surprised expressed supposed to be good ...