alteration, though it be from worse to better, hath in it inconveniences….
Nobody else got hurt.
- Başka hiç kimse yaralanmadı.
In order to make us and everyone else remember this day, I ask everyone to plant a tree with us.
- Bize ve başka herkese bu günü hatırlatmak için, bizimle birlikte herkese bir ağaç dikmesini rica ediyorum.
Am I that much different from everyone else?
- Ben başka herkesten o kadar farklı mıyım?
Tom isn't very different from anybody else.
- Tom başka herhangi birinden çok farklı değil.
I have another friend in China.
- Çin'de başka bir arkadaşım var.
Show me another camera.
- Bana başka bir kamera göster.
Everyone has the right to own property alone as well as in association with others.
- Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olma hakkına sahiptir.
By other's faults wise men correct their own.
- Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.
Tom sat alone in the otherwise empty room.
- Tom başka boş odada tek başına oturdu.
I thought it was a good book, but Jim thought otherwise.
- Ben onun iyi bir kitap olduğunu düşünmüştüm fakat Jim başka türlü düşündü.
Was there anybody else besides Tom?
- Tom'un dışında başka biri var mıydı?
Was there anybody else besides Tom?
- Tom'dan başka orada kimse var mıydı?
Tom doesn't know anything about Mary, other than her name.
- Tom, onun adından başka Mary hakkında bir şey bilmiyor.
The little girl never smiles at anyone other than Emily.
- Küçük kız, Emily'den başkasına asla gülümsemez.
There was nothing but an old chair in the room.
- Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.
We had no choice but to leave the matter to him.
- Meseleyi ona bırakmaktan başka çaremiz yoktu.
I don't want any more surprises.
- Başka sürprizler istemiyorum.
I won't answer any more questions right now.
- Şimdi başka sorulara cevap vermeyeceğim.
Cows are more useful than any other animal in this country.
- İnekler bu ülkede başka bir hayvandan daha faydalıdır.
Tom reads more books than anyone else I know.
- Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok kitap okur.
This apartment is bigger than any other one in the building.
- Bu daire, binadaki herhangi başka birinden daha büyüktür.
Apart from Barack Obama, all US presidents were white.
- Barak Obama dışında bütün Amerika Birleşik Devletleri başkanları beyazdır.
Tom didn't know what else to say.
- Tom başka ne söyleyeceğini bilmiyordu.
What else would you like to know?
- Başka ne bilmek istersin?
We have no alternative but to work.
- Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.
They had no alternative but to retreat.
- Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.
We need to avoid any further delays.
- Başka gecikmelerden kaçınmalıyız.
Any further comment is redundant.
- Daha başka yorum lüzumsuzdur.
Apart from my sister, my family doesn't watch TV.
- Kız kardeşimden başka, ailem televizyon izlemez.
Apart from Barack Obama, all US presidents were white.
- Barak Obama dışında bütün Amerika Birleşik Devletleri başkanları beyazdır.
I know nothing except that she left last week.
- Geçen hafta ayrıldığından başka bir şey bilmiyorum.
We had no choice except to put up with it.
- Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.
Nothing but a miracle can save her now.
- Artık onu bir mucizeden başka hiçbir şey kurtaramaz.
Nothing but peace can save the world.
- Barıştan başka hiçbir şey dünyayı kurtaramaz.