The other policemen began shooting at the crowd.
- Diğer polisler kalabalığa ateş etmeye başladı.
Tom started shooting.
- Tom ateş etmeye başladı.
Tom didn't shoot anybody.
- Tom herhangi birine ateş etmedi.
The soldier disdained shooting an unarmed enemy.
- Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.
The gangsters start firing.
- Gangsterler ateş etmeye başlarlar.
They've stopped firing.
- Onlar ateş etmeyi durdurdu.
Tom is the one who started the fire.
- Tom ateş etmeye başlayan kişidir.
Tom said that he needed to give Mary one more warning before he could fire her.
- Tom ateş etmeden önce Mary'ye bir uyarı daha vermesi gerektiğini söyledi.
I don't want to have to shoot you.
- Sana ateş etmek zorunda olmak istemiyorum.
Tom wanted to fire Mary, but John stopped him.
- Tom Mary'ye ateş etmek istedi fakat John onu durdurdu.
Tom said that he needed to give Mary one more warning before he could fire her.
- Tom ateş etmeden önce Mary'ye bir uyarı daha vermesi gerektiğini söyledi.
The Spanish fired first.
- İspanyol ilk olarak ateş etti.
The police officer fired a blank.
- Polis memuru kuru sıkı ateş etti.
Tom quickly reloaded his gun and fired.
- Tom çabucak silahını yeniden yükledi ve ateş etti.
Tom was reaching for his gun when Mary shot him.
- Mary ona ateş ettiğinde Tom silahına uzanıp almaya çalışıyordu.
I saw Tom shoot Mary.
- Tom'un Mary'ye ateş ettiğini gördüm.
This is the police. Would you mind coming down to the station? W-why? You can't think it's not a crime to go shooting guns off in the middle of town?!
- Ben polis. Karakola kadar gelir misiniz? N-neden? Kasabanın ortasında tabancayla ateş etmeye gitmenin bir suç olmadığını düşünemiyor musun?!
Be careful, this guy has a shooting license!
- Dikkatli ol, bu adamın ateş etme ruhsatı var!
The soldier disdained shooting an unarmed enemy.
- Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.
Tom wanted to fire Mary, but John stopped him.
- Tom Mary'ye ateş etmek istedi fakat John onu durdurdu.