İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.
- There is a wide gap in the opinions between the two students.
Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.
- No one wants to listen to my opinions.
O, her zaman karısının görüşlerine değer verir.
- He always values his wife's opinions.
Bütün plân sadece onun kişisel görüşleri üzerine kurulu.
- The whole plan is only based on his personal opinions.
Roma'da bütün görülecek yerleri bir günde görmek imkansızdır.
- It's impossible to see all the sights in Rome in one day.
Buralarda görülmeye değer yerler nedir?
- What are the main sights around here?
Biz Yokohama'nın görülmeye değer yerlerini gezdik.
- We did the sights of Yokohama.
Kongre tarafından yapılan planlara uyuyorum.
- I'm following the plans made by congress.
Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.
- Recent developments caused them to change their travel plans.
Düşüncelerle gerçekleri karıştırmayın.
- Don't confuse opinions with facts.
Bunlar tamamen farklı düşünceler.
- These are completely different opinions.