Bunlar her yerde satılıyor.
- These are on sale everywhere.
Üzülmeyin, her şey düzelecek.
- Don't worry, everything will be OK.
Tom her birkaç günde bir buraya gelir.
- Tom comes here every few days.
Yalnızca her birey ona karşı harekete geçmeye karar verirse, AIDS durdurulabilir.
- AIDS can be stopped only if every person decides to take action against it.
O, günaşırı onu aradı.
- He called her every other day.
Ben günaşırı onu ziyaret ederim.
- I visit him every other day.
Her cumartesi bütün evi temizleriz.
- Every Saturday we clean the whole house.
Kütüphanede bütün kitapları okudum.
- I have read every book in the library.
Herkesin yarattığı, her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır.
- Everyone has the right to the protection of the moral and material interests resulting from any scientific, literary or artistic production of which he is the author.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.
- Mary had every reason to be satisfied.