Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

a revealing; a disclosure

listen to the pronunciation of a revealing; a disclosure
English - Turkish

Definition of a revealing; a disclosure in English Turkish dictionary

reveal
ortaya çıkarmak

Onun sırrını ortaya çıkarmakla tehdit ettim. - I threatened to reveal his secret.

reveal
açığa vurmak

Seni sırlarımı açığa vurmaktan vazgeçiremem. Ancak, yapmaman için yalvarıyorum. - I can't stop you from revealing my secrets. However, I beg you not to.

Tom zorunda olduğunun daha fazlasını açığa vurmak istemedi. - Tom didn't want to reveal more than he had to.

reveal
ortaya/açığa çıkarmak; ortaya koymak, gözler önüne sermek; ele vermek; ifşa etmek, açığa vurmak: reveal one's plans planlarını
reveal
(fiil) belli etmek, açığa vurmak, gözler önüne sermek, meydana çıkarmak, ifşa etmek, esin vermek, ilham vermek, vahiy etmek
reveal
{f} 1. ortaya/açığa çıkarmak; ortaya koymak, gözler önüne sermek; ele vermek; ifşa etmek, açığa vurmak: reveal one's plans planlarını
reveal
{f} vahiy etmek
reveal
ortaya çıkmasını sağlamak
reveal
açığa çıkarmak

Sırrını açığa çıkarmak istemiyordu. - She was reluctant to reveal her secret.

reveal
tanrısal bir esinle bildirmek
reveal
{f} esin vermek
reveal
kapı dikmesi
reveal
göstermek
reveal
pervaz
reveal
{f} ilham vermek
reveal
açıt yanağı
reveal
revealmen
reveal
{f} belli etmek
reveal
pervaz/gösterme
reveal
pencere veya kapı çerçevesinden duvarın kenarına kadar olan kısım
reveal
göster

Bu mektuplar onun dürüst bir kadın olduğunu gösteriyor. - These letters reveal her to be an honest lady.

English - English
reveal