Tom ve ben ruh arkadaşlarıyız.
- Tom and I are soul mates.
Arkadaşlarını kendi istekleriyle seçmek istiyorlar.
- They want to choose their mates by their own will.
Büyük yem, dostum, sekizde sekiz veriyorum.
- Great bait, mate, I rate eight out of eight.
Yorgun görünüyorsun dostum. Bence senin yazmaya ara vermen gerekiyor.
- You look exhausted, mate. I think you need to take a break from writing.
Benim çok fazla materyalist olduğumu düşünüyor musunuz?
- Do you think I'm too materialistic?
Bir kitap için materyal topluyor.
- She is collecting material for a book.
Giyim eşyasının hangi malzemelerden yapıldığını merak ediyorum.
- I wonder what materials the garment is made of.
Tom Mary'nin ruh eşi olduğunu ve birbirleri için yaratıldıklarını söylüyor.
- Tom says Mary is his soul mate and that they were made for each other.
For the last , he will be much amazed, he will be much amated.
The pieces of the puzzle mate perfectly.
... You know, his running mate, Congressman Ryan, put forward a budget that reflects many of ...
... it's understood to be a voucher program. His running mate ' ...