a handbag

listen to the pronunciation of a handbag
English - Turkish
bir el çantası
bag
{i} torba

Bir buz torbası alabilir miyim? - May I have an ice bag?

Onu benim için bir alışveriş torbasına koyar mısınız? - Could you put it in a shopping bag for me?

bag
{i} poşet

Dan bir çöp poşetiyle Linda'yı boğarak öldürdü. - Dan smothered Linda with a trash bag.

Bu poşetleri bagaja koyar mısın? - Could you put these bags in the trunk?

bag
{i} çanta

Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım. - My bag is too old. I must buy a new one.

Ona çantamızı taşıttık. - We got him to carry our bag.

bag
{i} sevimsiz kadın
handbag
{i} çanta

Jane'in beş el çantası vardır. - Jane has five handbags.

Onun geçen hafta satın aldığını çanta çalındı ​​. - She was robbed of the handbag that she had bought last week.

bag
yığınla
bag
çuval
bag
yürütmek
bag
bir çuval
bag
(hayvan) öldürmek
handbag
el çantası

Tom'u bir el çantasıyla gördün mü? Tom mu? Hayır, asla. - Have you ever seen Tom with a handbag? Tom? No, never.

O el çantasını çaldırdı. - She had her handbag stolen.

bag
bag and
handbag
çantalı
bag
{f} torbaya koymak
bag
{f} torbalamak, çuvala koymak
bag
argo bir paket esrar
bag
{f} torbalanmak
bag
{i} çekilmez kadın
bag
{f} yakalamak
bag
{f} germek
bag
torbaya veya çuvala koymak
bag
{f} aşırmak
English - English
bag
handbag
Figuratively, to hit with a handbag; to attack verbally or subject to criticism (used originally of Margaret Thatcher)
handbag
A handbag is a small bag which a woman uses to carry things such as her money and keys in when she goes out
handbag
a bag used for carrying money and small personal items or accessories (especially by women); "she reached into her bag and found a comb"
handbag
A small bag used by women (or sometimes by men) for carrying various small personal items
handbag
{f} be a assaulted by a woman
handbag
{i} woman's purse, small bag; small light traveling bag carried by hand, carryon