Nehrin yakınındaki bitki örtüsünün sadece birkaç yaması vardı.
- There were only a few patches of vegetation near the river.
Buzlu bir yama üzerinde kaydım.
- I slipped on an icy patch.
Tom uymak için elinden geleni yapıyor.
- Tom is doing his best to fit in.
Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.
- A nervous person will not be fit for this job.
Tom bir iş adamı olmak için uygundur.
- Tom is fitted to become a businessman.
Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.
- A nervous person will not be fit for this job.
Yalnızca onun iş için uygun olmadığını bulmak için çok çabalıyordu.
- He tried hard only to find that he was not fit for the job.
Oturma odasına uymadığı için masayı hediye olarak verdim.
- I gave away the table because it does not fit in the living room.
Bu mobilya parçası oturma odası için uygun değil.
- That piece of furniture is not fitting for the living room.
O bir öğretmen olmak için uygun değil.
- He's not fit to be a teacher.
Sadece bu ayakkabıların uyduğundan emin olmak istiyorum.
- I just want to make sure these shoes fit.
O, sağlıklı ve fittir.
- She's healthy and fit.
Tom sağlıklı ve formda.
- Tom is healthy and fit.
Tom'un bir bavul içine sahip olduğu her şeyi sığdırması mümkün oldu.
- Tom was able to fit everything he owned into one suitcase.
Şaşırmış bir şekilde Nasıl olur da cebinin içine çantayı sığdırdın?! diye sordu kadın.
- How did you fit a briefcase into your pocket?! the woman asked, stunned.
Ben Tom'un beni onun dar programına uydurmasını umarım.
- I hope Tom can fit me into his tight schedule.
Tom bulmaca parçalarını birbirine geçirmek için zorlamaya çalıştı.
- Tom tried to force the puzzle pieces to fit together.
Sen yaşına bakılmaksızın bir fiziksel uygunluk testi için başvuruda bulunabilirsin.
- You can apply for a physical fitness test regardless of your age.
Onun giysileri uymadı.
- His clothes did not fit well.
Senin planın benimkine uymalı.
- Your plan must fit in with mine.
O, öfke nöbetlerine eğilimlidir.
- He is subject to fits of anger.
Onun öksürük nöbeti vardı.
- She had a fit of coughing.
Annem pantolonumu yamamak zorunda kaldı.
- My mother had to patch my pants.
Krallara layık bir şölen!
- A feast like this is fit for a king!
Her sabah koşarak formda kalıyorum.
- I keep fit by jogging every morning.
Tom formda görünüyor.
- Tom seems to be as fit as a fiddle.
Böyle bir şölen krallara yakışır!
- A feast like this is fit for a king!
This job fits you - Bu iş sana uygun.
I think the girl working in the office is fit.
Dr. Percy has written a long ballad in many fits.
I want to fit the drapes to the design of the room.
She had a fit and had thrown all of his clothes out of the window.
The Wonder Bread advertising research results showed the “White Picket Fence” commercial had strong fit ratings.
The speaker should be certain that his subject fits the occasion.
Tom's shot missed the target by two feet.
- Tom'un atışı hedefi iki fitle ıskaladı.
The road is ten feet in width.
- Yol on fit genişliğinde.
After their quarrel, she called it quits.
- Tartışmalarından sonra, o fit oldu.
After months of fighting, Tom and Mary decided to call it quits.
- Aylarca süren kavgadan sonra Tom ve Mary fit olmaya karar verdi.
... but it had to fit within that budget. ...
... >>Lady Gaga: I can't -- is that going to fit? ...