aşağıdaki

listen to the pronunciation of aşağıdaki
Turkish - English
following

On a scale of 1 to 10, please rate your proficiency in the following languages. - 10 a 1 ölçeğinde, lütfen aşağıdaki dillerdeki yeterliliğini sınıflandır.

Translate the following sentences into Japanese. - Aşağıdaki cümleleri Japoncaya çevir.

downstairs
the following

On a scale of 1 to 10, please rate your proficiency in the following languages. - 10 a 1 ölçeğinde, lütfen aşağıdaki dillerdeki yeterliliğini sınıflandır.

I need the following items. - Aşağıdaki malzemelere ihtiyacım var.

nether
the undermentioned
lower
under
below

Complete the formula here below. - Aşağıdaki formülü tamamlayın.

Who lives in the room below? - Aşağıdaki odada kim yaşıyor?

{i} follow

Complete the following form to know who you could have been in a previous life. - Önceki hayatınızda kim olabileceğinizi öğrenmek için aşağıdaki formu doldurunuz.

Translate the following sentences into Japanese. - Aşağıdaki cümleleri Japoncaya çevir.

followings

The followings are the chief events of 1993. - Aşağıdakiler, 1993 yılının başlıca olaylarıdır.

aşağı
below

He looked down at the valley below. - Aşağıdaki vadiye baktı.

We saw a lake far below. - Biz çok aşağıda bir göl gördük.

aşağı
down

We were afraid that we might be hit by a bullet, so we ran downstairs. - Biz bir mermi tarafından vurulabileceğimizden korkuyorduk, bu yüzden aşağıya koştuk.

We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly. - Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.

aşağıdaki gibi
as follows

By way of conclusion he said as follows. - O, sonuca bakarak aşağıdaki gibi söyledi.

The pronunciation is as follows: - Telaffuz aşağıdaki gibidir:

aşağıdaki gibi anlaşmışlardır
(Hukuk) has agreed as follows
aşağı
inferior

There is no reason for you to feel inferior to anyone. - Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.

He has an inferiority complex. - Onun bir aşağılık kompleksi var.

aşağı
minus
aşağı
lowly
aşağı
lower

The actual price was lower than I had thought. - Gerçek fiyat düşündüğümden daha aşağıdaydı.

Hanover is the capital of Lower Saxony. - Hannover Aşağı Saksonya'nın başkentidir.

aşağı
hedge
aşağı
inferior to

There is no reason for you to feel inferior to anyone. - Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.

aşağı
de
aşağı
second
aşağı
bottom

Mary cleaned her apartment from top to bottom. - Mary dairesini baştan aşağı temizledi.

They are examining him from top to bottom. - Onlar onu yukarıdan aşağıya muayene ediyorlar.

aşağı
less

Tom and Mary are more or less the same size. - Tom ve Mary aşağı yukarı aynı bedendeler.

This book costs more or less 20 euros. - Bu kitap aşağı yukarı 20 avroya mâl oldu.

aşağı
(Bilgisayar) move down

We saw the parade move down the street. - Geçit töreninin caddeden aşağıya doğru ilerlediğini gördük.

aşağıdaki gibi
(Bilgisayar) as
aşağı
de-
aşağı
nether
aşağıdaki gibi
as stated below
aşağı
down of
aşağı
down on

Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever. - Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.

The victim's body was lying face down on the rug. - Kurbanın vücudu halı üzerinde yüzü aşağıya bakacak şekilde yatıyordu.

aşağıdaki gibi
as following
aşağıdakiler
follows
aşağı
down, downstairs
aşağı
poor in quality, inferior; low in value
aşağı
commonplace, common
aşağı
the lower part, bottom
aşağı
sub

The following words are called pronouns and are used as the subject of a sentence. They represent a person or a thing. - Aşağıdaki sözcüklere adıl denir ve cümlede özne olarak kullanılırlar. Onlar bir kişi veya nesne sunarlar.

You can watch movies with English subtitles using this link. - Aşağıdaki linkten, filmleri İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

aşağı
hypo
aşağı
lower, down, inferior; common, mean; less; the lower part, bottom; down, below
aşağı
infra
aşağı
the one below
aşağı
under

My chinese is far from perfect, but I can roughly understand everything he is saying. - Benim Çincem mükemmel olmaktan uzak, ama aşağı yukarı onun söylediği her şeyi anlayabiliyorum.

There was a watermill under the dam. - Barajın aşağısında bir su değirmeni vardı.

aşağı
downward
aşağı
downstairs

Jimmy, breakfast is ready. Come downstairs. - Jimmy, kahvaltı hazır. Aşağıya gel.

We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly. - Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.

aşağıdakiler
those below
en aşağıdaki
nethermost
en aşağıdaki
undermost
en aşağıdaki
lowermost