-e kadar

listen to the pronunciation of -e kadar
Turkish - English

Definition of -e kadar in Turkish English dictionary

-e kadar
till
-e kadar
by the time
-e kadar
until
-e kadar
to
-e kadar
down to
-e kadar
through
-e kadar
up to
-e kadar
pending
-e kadar
as far as
-e kadar
as well as
-e kadar
thru
-e kadar
by
-e kadar
up
-e kadar
in so far as
-e kadar etkili
as effective as
-e kadar etkin
as effective as
-e kadar gelmek
(Dilbilim) go down to
-e kadar korunmak
(İnşaat) maintain far into
-e kadar sürdürmek
(İnşaat) maintain far into
-e kadar ulaşmak
(deyim) go down to
ağzına kadar dolu olmak
brim
başından sonuna kadar
all the way
bu kadar
this

Is it this hot every day? - Her gün bu kadar sıcak mı?

Never be this late again. - Asla tekrar bu kadar geç kalma.

yeteri kadar
enough

This book is easy enough for me to read. - Bu kitap benim okumam için yeteri kadar kolaydır.

They did not have enough gold. - Onların yeteri kadar altını yoktu.

-ye kadar
until
bu kadar
that

See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much. - Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever.

Can a two-year-old boy run that fast? - İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?

bu kadar
that's it

That's it. I've done everything I can. - Bu kadar. Yapabileceğim her şeyi yaptım.

That's it. I've done all I can do. - Bu kadar. Elimden gelen her şeyi yaptım.

e kadar
by the time
e kadar
(Havacılık) through
hepsi bu kadar teşekkürler
that's all
inceye kadar
until
kadar
as well as

Linda can dance as well as Meg. - Linda Meg kadar iyi dans edebilir.

He speaks Spanish as well as French. - O, Fransızca kadar İspanyolca da konuşuyor.

kadar
as as
kadar güçlü
as strong as
nereye kadar?
how far

How far do I have to go? - Nereye kadar gitmek zorundayız?

How far are you willing to take this? - Bunu nereye kadar götürmeye isteklisin?

yeteri kadar
sufficiently
ardına kadar
wide

Tom opened his eyes wide. - Tom gözlerini ardına kadar açtı.

Keep your eyes wide open! - Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.

ardına kadar açık
wide

Fadil found the door wide open. - Fadıl kapıyı ardına kadar açık buldu.

Keep your eyes wide open! - Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.

-den -e kadar
from to
bacak kadar
squat
bacak kadar
very short
bacak kadar
tiny
bit kadar
very small
bit kadar
tiny
bu kadar
this thing
bu kadar
this quantity
bu kadar
such

Stop being such dolts. - Bu kadar aptal olmayı bırak.

I didn't expect such a nice present from you. - Senden bu kadar iyi bir hediye beklememiştim.

bu kadar
that much

How did you get that much money? - Bu kadar çok parayı nasıl kazandın?

Tom won't be here tomorrow. I guarantee you that much. - Tom yarın burada olmayacak. Sana bu kadar çok garanti veriyorum.

bu kadar mı?
is that all?
dibine kadar gömülmek
(deyim) entangle with
dize kadar
(deyim) knee-deep
e kadar
(Havacılık) up
e kadar
(Havacılık) thru
e kadar
down to
e kadar giden
date back
elden geldiği kadar
with might and main
elinden geldiği kadar çabuk
as fast as he could lick
en ince ayrıntısına kadar
blow-by-blow
en ince detayına kadar
in depth
en ince noktasına kadar
up to the mark
eve kadar optik lif
(Bilgisayar,İnşaat) fiber to the home
hepsi bu kadar
that's all
herkes kadar iyi
(deyim) with the best of them
kadar
as near as
kadar
as big as

I am about as big as my father now. - Şimdi yaklaşık babam kadar büyüğüm.

Your car is three times as big as this one. - Senin araban bunun üç katı kadar büyük.

kadar
as much

Few things give us as much pleasure as music. - Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir.

I will help as much as I can. - Ben elimden geldiği kadar yardımcı olacağım.

kadar
so as

Try to do so as far as the station. - İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.

The people all praised the emperor's clothes without telling him the truth so as not to seem stupid, until a little boy said, The emperor is naked! - İnsanların hepsi küçük bir çocuk İmparator çıplak! deyinceye kadar aptal görünmemek için ona gerçeği söylemeden imparatorun giysilerini övdü.

kadar
something like

Tom would never ever do something like that. - Tom şimdiye kadar böyle bir şeyi asla yapmadı.

How long does it take you to do something like that? - Öyle bir şey yapman ne kadar sürer?

kadar
or so

You will get well in a week or so. - Bir haftaya kadar iyileşeceksin.

What will we do if we miss the last train? How about waiting until morning at an internet café or somewhere else? - Son treni kaçırırsak ne yapacağız? Sabaha kadar bir internet kafede ya da başka bir yerde beklemeye ne dersin?

kadar
insomuch as
kadar
some

To take something too far. - Bir şey alamayacak kadar çok uzak.

I must have it done somehow by six. - Saat altıya kadar bir şekilde onu yaptırmalıyım.

kadar
amount

I really wonder how much the inheritance tax will amount to. - Gerçekten veraset vergisinin ne kadar tutacağını merak ediyorum.

Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week. - Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.

kadar
as much ... as
kadar
degre

The suspect was given the third degree until he confessed his crime. - Şüpheli suçunu itiraf edene kadar üçüncü dereceden suçlu sayıldı.

I agree with you to a degree. - Ben, bir dereceye kadar sizinle aynı fikirdeyim.

kadar
amounting
kadar
as... as
kadar
about

The population of China is about eight times as large as that of Japan. - Çin'in nüfusu Japonya'nınkinin 8 misli kadar büyüktür.

The population of Italy is about half as large as that of Japan. - İtalya'nın nüfûsu, Japonya'nınkinin yaklaşık yarısı kadardır.

kadar
degree

I agree with you to a degree. - Ben, bir dereceye kadar sizinle aynı fikirdeyim.

Today, the temperature rose as high as 30 degrees Celsius. - Bugün ısı 30 santigrat dereceye kadar yükseldi.

kadar
proportion
kadar düzenli
as regular as
kadar süre
by
kadar çirkin
as ugly as
kadar çılgın
as mad as
kadar özgür
as free as
mümkün olduğu kadar
all the way
mümkün olduğu kadar erken
as early as possible
mümkün olduğu kadar yakın
as near as possible
mümkün olduğu kadar çabuk
as soon as
mümkün olduğu kadar çok
as much as possible
ne kadar
how long

How long that bridge is! - Köprü ne kadar uzunmuş!

How long did they live in England? - Onlar İngiltere'de ne kadar süre yaşadılar?

ne kadar süre
how long

After the hatchet job my boss did on my proposal, I'm not sure how long I want to keep on working here. - Teklifimle ilgili patronumun yaptığı ağır eleştiriden sonra, burada çalışmayı ne kadar süre sürdürmek istediğimden emin değilim.

How long did they live in England? - Onlar İngiltere'de ne kadar süre yaşadılar?

parmak kadar
small
ta -e kadar
clear to
tepeden tırnağa kadar
from head to toe
tepeden tırnağa kadar
from head to foot
yeteri kadar vermemek
stint
yeteri kadar çok
substantially
yeterli kadar
adequately
yeterli kadar
sufficient
yeterli kadar
sufficiently
yolun sonuna kadar
all the way
zerre kadar
in the slightest degree
zerre kadar
(Dilbilim) at all
zerre kadar
not at all
zerre kadar
shadow of
zerre kadar
a modicum of
zerre kadar değil
not in the least
zerre kadar şüphe kalmamak
without a shadow of a doubt
ne kadar uzun
how long

How long is the Golden Gate Bridge? - Golden Gate Bridge ne kadar uzunluktadır?

How long is the Seto Bridge? - Seto Köprüsü ne kadar uzunluktadır?

- e kadar
- Of
-a kadar
-Up
Akıllı köprüyü alıncaya kadar deli dereyi geçer
(Atasözü) He who hesitates is lost
aksi kanıtlanıncaya kadar
Until proved otherwise
diği kadar
standing up
düne kadar
until yesterday
gerçek olamayacak kadar güzel
Too good to be true
ihtiyaca yetmeyecek kadar az, bol karşıtı
not enough to need fewer, abundant anti-
kadar durmak yok
no stopping till
kadar olmak
it's as if, consider that - "Sağ olunuz, bir fincan içmiş kadar oldum." - "Thanks; consider me as having drunk a cup just the same."
ne kadar yazık
What a shame!
ne kadar?
How?
nereye kadar
to what end does this go
sayılamayacak kadar çok olan
with countless
yarısı kadar
half
yarısına kadar
half
ne kadar erken o kadar iyi
the sooner the better
ne kadar çabuk olursa o kadar iyi
the sooner the better
ne kadar çok olursa o kadar iyi
the more the better
English - Turkish

Definition of -e kadar in English Turkish dictionary

till kadar
(toprağı) sürmek, işlemek
-e kadar
Favorites