şu an

listen to the pronunciation of şu an
Turkish - English
{i} present

The present government has many problems. - Şu andaki hükümetin çok sayıda problemleri var.

She is content with his present salary. - O, şu anki maaşından memnun.

this instant
{i} now

I am only warming up now. - Şu an sadece ısınıyorum.

If it weren't for her help, I would not be alive now. - Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.

at the moment

They're having a break at the moment. - Onlar şu anda bir mola veriyorlar.

Our prospects for victory are excellent at the moment. - Zafer umutlarımız şu anda mükemmel.

at present

I don't need money at present. - Benim şu anda paraya ihtiyacım yok.

My uncle is staying in Hong Kong at present. - Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.