Tom gave up his teaching job to become a full-time studio musician.
- Tom tam zamanlı stüdyo müzisyeni olmak için öğretmenlik mesleğini bıraktı.
Her occupation is teaching.
- Onun mesleği öğretmenliktir.
Are you a teacher? Yes, I am.
- Siz bir öğretmen misiniz? Evet, ben bir öğretmenim.
I know that you're a teacher.
- Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.
Tom has gone to Boston to teach.
- Tom öğretmenlik yapmak için Boston'a gitti.
He has been teaching for 20 years.
- Yirmi yıldır öğretmenlik yapmaktadır.
I cannot understand the Arabic Level 5 instructor. He speaks too fast!
- Arapça Seviye 5 öğretmenini anlayamıyorum. O çok hızlı konuşuyor!
My driving instructor says I should be more patient.
- Sürüş öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.
The teacher said that you need to master the subject.
- Öğretmen konuyu öğrenmen gerektiğini söyledi.
Newton became Warden of the Royal Mint in 1696. He became Master of the Royal Mint in 1699.
- 1696'da Newton darphane müdürü oldu. 1699'da darphane öğretmeni oldu.
You are a schoolteacher, aren't you?
- Sen bir öğretmensin, değil mi?
Schoolteachers must have a lot of patience with the children.
- Öğretmenler çocuklara karşı çok sabırlı olmalıdır.
Don't hesitate to ask your teacher a question.
- Öğretmenine soru sormaya çekinme.
I don't like the substitute teacher.
- Ben vekil öğretmeni sevmiyorum.
What's her professor's name?
- Onun öğretmeninin adı nedir?
What's his professor's name?
- Onun öğretmeninin adı nedir?
Hocasının adı neymiş?
- Öğretmeninin ismi ne?