Stir the paint with a stick.
- Boyayı bir çubuk yardımıyla karıştır.
Selfie sticks are banned in many museums and galleries.
- Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.
We need new curtain rods.
- Yeni perde çubuklarına ihtiyacımız var.
This steel bar must be tempered.
- Bu çelik çubuk sertleştirilmeli.
I only ate one granola bar.
- Ben sadece bir granola çubuk yedim.
Lucy can't use chopsticks.
- Lucy yemek çubuklarını kullanamaz.
Tracy had never used chopsticks before then.
- Tracy daha önce yemek çubuklarını hiç kullanmamıştı.
For the first month after the accident she could only drink liquids through a straw.
- Kazadan sonra ilk bir ay sadece bir çubuk vasıtasıyla sıvı şeyler içebildi.
Mary conducted the orchestra using a baton.
- Mary bir çubuk kullanarak orkestrayı yönetti.
Rice is usually eaten with chopsticks in Japan.
- Pirinç pilavı Japonya'da genellikle çubukla yenir.
All the world is divided into three types of people - finger-users, chopstick-users, and fork-users.
- Bütün Dünya üç tip insana bölünmüştür-parmak-kullananlar, çubuk- kullananlar, ve çatal-kullananlar.