Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

zahir

listen to the pronunciation of zahir
Englisch - Englisch
The external or apparent meaning of the Qur'an
Türkisch - Türkisch
Görünüşe göre, anlaşılan, meğer
Kuşkusuz, elbette, şüphesiz: "Zahir, o anda başıma kan çıkmış, yüzüm kızarmış olacak ki..."- S. M. Alus
Yardım eden, destekleyen, arka çıkan
(Osmanlı Dönemi) görünen, açık, belli, dış yüz, görünüş
Dış yüz, görünüş
Kuşkusuz, elbette, şüphesiz
Açık, belli
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) Görünüşe göre
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) Şüphesiz
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) Suret. Dış yüz. Görünüş
ZAHİR
(Hukuk) Açık, meydanda belli
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) (Zuhur. dan) Görünen, âşikâr olan. Açık, belli, meydanda olan
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) Anlaşılan
ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette
aynı zahir
(Osmanlı Dönemi) açıklık içinde; olduğu gibi; olduğu yerde