yerleşmiş

listen to the pronunciation of yerleşmiş
Türkisch - Englisch
resident
ingrained
sedentary
engrained
domicilled
staple
confirmed
situated
inveterate
established
situate
ensconced
rooted
settled
deep-seated
embedded
dye
yerleşmiş olan kimse
resident
yerleşmiş olmak
be located
yerleşmiş uygulama
institution
yerleşmiş yabancı sözcük
denizen
yerleş
ensconce
yerleş
settle

The Indians gave the settlers food. - Hintliler yerleşimcilere yemek verdi.

Tom refused to settle down. - Tom yerleşmeyi reddetti.

yerleş
settle down

Tom says that he wants to settle down. - Tom yerleşmek istediğini söylüyor.

We moved into this house last month. We will settle down soon. - Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.

yerleş
{f} settled

They settled in Canada. - Onlar Kanada'ya yerleştiler.

They settled in Japan. - Onlar Japonya'da yerleştiler.

yerleş
{f} ensconcing
yerleş
settle in

They found it easy to settle in the United States. - Onlar Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşmeyi kolay buldular.

They are planning to settle in New Zealand. - Yeni Zelandaya yerleşmeyi planlıyorlar.

yerleş
embed
yerleş
populate
yerleş
reside

I would prefer to live in a residential area, not downtown. - Bir şehir merkezinde değil, bir yerleşim alanında yaşamayı tercih ederim.

This is residential property. - Burası yerleşim bölgesidir.

iyice yerleşmiş
firmly established
yerleş
{f} site
yerleş
indwell