Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.
- Find mutual interests, and you will get along with each other.
Birbirinizi tanıyor musunuz?
- Do you know each other?
İki leydi birbirine gülümsedi.
- The two ladies smiled at each other.
İki köy birbirine bitişiktir.
- The two villages adjoin each other.
İki erkek çocuk birbirlerini suçlamaya başladı.
- The two boys began to blame each other.
Onlar asla birbirlerini tekrar görmeyeceklerdi.
- They were never to see each other again.
Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
- These two lines cut across each other at right angles.
Japonya ve Çin, pek çok yönden birbirinden farklıdır.
- Japan and China differ from each other in many ways.
Ne zaman tekrar birbirimizi görebiliriz?
- When can we see each other again?
Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.
- We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry.
Maria and Robert loved each other.
... see oscillating electric fields, magnetic fields, turning into each other creating a ...
... can create a magnetic field. But if they can create each other, why can't they oscillate ...