tanıt

listen to the pronunciation of tanıt
Türkisch - Englisch
proof; piece of evidence
proof, evidence
reason
(Bilgisayar) describe
{f} introduced

Tom introduced Mary to John. - Tom Mary'yi John'a tanıttı.

Coffee was introduced into Europe from Arabia. - Kahve, Avrupa'ya Arabistan'dan tanıtıldı.

{f} advertising

The store is advertising a sale. - Mağaza bir satış tanıtımı yapıyor.

evidence
publicize
witness
muniment
voucher
tanı
{i} diagnosis
tanı
identification
tanı
direct
tanı
(Bilgisayar) identify

Some people identify success with having much money. - Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.

You can easily identify Tom because he is very tall. - Tom'u kolaylıkla tanıyabilirsin çünkü o çok uzun.

tanı
recognise

Can you recognise the person in this picture? - Bu resimdeki kişiyi tanıyabilir misin?

Do you recognise the person in this picture? - Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?

tanı
{f} recognized

Everyone recognized him as a brilliant pianist. - Herkes onu görkemli bir piyanist olarak tanıdı.

She was burned so extensively that her children no longer recognized her. - O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.

tanı
diagnostic

The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument. - Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.

tanı
diagnosis teşhis
Türkisch - Türkisch
Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet
öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünsel süreç
Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet. Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci
Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci
hüccet
tanı
Bir hastalığı tanıma işi, teşhis
tanıt
Favoriten