There is an old man sitting on a bench.
- Bir bankta oturan yaşlı bir adam var.
Tom was singing with the children sitting around the campfire.
- Tom kamp ateşinin etrafında oturan çocuklarla birlikte şarkı söylüyordu.
It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
- Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.
Inhabitants were not permitted to enter the area.
- Oturanların alana girmesine izin verilmedi.
More than half of the residents are opposed to the plan.
- Oturanların yarısından daha fazlası plana karşı çıkıyor.
The residents were curious about other people's business.
- Oturanlar başkalarının işleri hakkında meraklılardı.
He was sitting with his arms folded.
- Kolunu katlamış oturuyordu.
The girl sitting at the piano is my daughter.
- Piyanoda oturan kız benim kızımdır.
Can I sit beside you?
- Senin yanına oturabilir miyim?
The paint on the seat on which you are sitting is still wet.
- Oturduğun yerdeki boya hâlâ yaştır.
Tom and Mary were about to sit down for dinner when John knocked on the door.
- John kapıyı çaldığında Tom ve Mary akşam yemeği için oturmak üzerelerdi.
All you have to do is sit down here and answer the doctor's questions.
- Tüm yapmanız gereken, burada oturmak ve doktorun sorularını cevaplamak.
Tom Skeleton, the ancient stage doorkeeper, sat in his battered armchair, listening as the actors came up the stone stairs from their dressing rooms.
- Tarihi sahne kapıcısı, Tom Skeleton, eskimiş koltuğunda oturdu, aktörlerin soyunma odalarından taş merdivenlerden yukarı gelirken dinledi.
Do you live in this building?
- Bu binada mı oturuyorsun?
We live in the vicinity of the school.
- Okula yakın oturuyoruz.
The village had more than a thousand residents.
- Köyün binden daha fazla oturanı vardı.
More than half of the residents are opposed to the plan.
- Oturanların yarısından daha fazlası plana karşı çıkıyor.
Please be seated, ladies and gentlemen.
- Lütfen oturun, hanımefendiler ve beyefendiler.
Would you like to be seated?
- Oturmak ister misiniz?
He sat on the bench and crossed his legs.
- Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
They sat under a tree.
- Bir ağacın altına oturdular.
bence daha da şey çğrenin ben daha 4. sınfa gidiom ve daha bilgiliyim.