Sanırım horozların başının üstündeki ibik çekici.
- I think the crest on the top of the head of roosters is attractive.
Senin burnunun üstünde krem var.
- You have cream on the top of your nose.
Dağın tepesinde bir kule vardı.
- There was a tower on the top of the mountain.
Dağın tepesinde bir kale vardı.
- There used to be a castle on the top of the mountain.
Suçu başkalarının üzerine atıyor sadece.
- He is just passing the blame onto others.
Tom banyo tartısı üzerine çıktı.
- Tom stepped onto the bathroom scales.
Tom torbanın içindekileri masanın üstüne boşalttı.
- Tom emptied the contents of the sack onto the table.
O masanın üstüne atladı.
- He jumped onto the table.