olağan dışı

listen to the pronunciation of olağan dışı
Türkisch - Englisch
unusual

Do you sense something unusual? - Olağan dışı bir şey hissediyor musun?

It's very unusual for you and Tom to disagree. - Senin ve Tom'un aynı fikirde olmaması çok olağan dışı.

abnormal
unheard-of
deviant
quite something
preternatural
olağandışı
{s} extraordinary

Call the police if you see any extraordinary situation. - Olağandışı bir şey görürsen polisi ara.

Mary is an extraordinary woman. - Meri olağandışı bir kadın.

olağandışı
peculiar
olağandışı
esoteric
olağandışı
deviant
olağandışı
particular
olağandışı
out of the way
olağandışı
offbeat
olağandışı
uncommonly
olağandışı
uncommon
olağandışı
special
olağandışı
{s} unusual

I thought it was unusual that he was up so late at night. - Onun gece geç saatlere kadar yatmamasının olağandışı olduğunu düşündüm.

It's unusual for Tom to be late. - Tom'un geç kalması olağandışıdır.

olağandışı
unusual, out of the ordinary; extraordinary; abnormal
olağandışı
unusual, exceptional; abnormal, strange
olağandışı
singular
olağandışı
abnormal
olağandışı
unwonted
olağandışı
out of the common
olağandışı
out of the ordinary
olağandışı
preternatural
olağandışı
freak
Türkisch - Türkisch
Olağan olmayan, gayritabiî
gayritabii
normalüstü
sıra dışı