O, hatalarını kolayca kabul edecek bir adam değildir.
- He is not a man to admit his mistakes easily.
Otobüs durağını kolayca bulacaktır.
- He will find the bus stop easily.
Yarına kadar rahatça bekleyebilirim.
- I can easily wait till tomorrow.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.
- She managed to get what she desired easily.
O, evini kolaylıkla bulabildi.
- He could find her house easily.
Rahatça oturuyor musun?
- Are you sitting comfortably?
Ben ısıya duyarlı olduğum gibi, yaz aylarında klima olmadan rahatça yaşayamam.
- As I'm sensitive to heat, I can't live comfortably without air-conditioning in summer.
She finished the job with ease.
- Sie hat den Job mit Leichtigkeit erledigt.
He did the crossword with ease.
- Er machte das Kreuzworträtsel mit Leichtigkeit.