She gave him mixed signals.
- O, ona karışık sinyaller verdi.
The film received mixed reviews.
- Film karışık eleştiriler aldı.
It isn't complicated at all.
- Hiç de karışık değil.
The writing style is much less complicated in this article.
- Yazı şekli bu makalede çok daha az karışık.
Things are always more complex than we think.
- Olaylar hep düşündüğümüzden daha karışık.
Tom is just confused.
- Tom'un sadece kafası karışık.
Tom is completely confused.
- Tom tamamen kafası karışık.
I never wanted you to get involved in this mess.
- Bu karışıklığa karışmamı asla istememiştim.
We tried to figure out the problem our professor had given us, but it seemed confusing.
- Profesörün bize verdiği problemi çözmeye çalıştık fakat karışık görünüyordu.