Chris'in kalbi o kadar boş ve hasarlı hissetti ki o tamir edilemedi.
- Chris' heart felt so empty and damaged that it couldn't be repaired.
Hasarlı bagaj için hiç tazminat aldın mı?
- Did you receive any compensation for the damaged luggage?
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.
- I tried to repair his damaged prestige.
Çatı fırtınadan zarar görmüştü.
- The roof was damaged by the storm.
Belki ona yanlışlıkla hasar verdim.
- Maybe I accidentally damaged it.
Elektrik kesintileri bilgisayara hasar verdi.
- The power cuts damaged the computer.
Tayfun tarafından çatımıza zarar verildi.
- We got our roof damaged by the typhoon.
Kaza, arabasının ön tekerlerine zarar verdi.
- The accident damaged her car's front wheels.