Mutual steps have to be taken.
- Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.
We need to work together to find a solution to our mutual problem.
- Bizim karşılıklı sorunumuza bir çözüm bulmak için birlikte çalışmamız gerekmektedir.
It is necessary that she see a doctor.
- Onun bir doktorla görüşmesi gerekmektedir.
In living through these uncertain times, it is necessary to be flexible and not be a captive to traditional values.
- Bu belirsiz zamanlarda yaşamada, esnek olmak ve geleneksel değerlere esir olmamak gerekmektedir.
In case of fire, you should dial 119.
- Yangın durumunda 119'u tuşlamanız gerekmektedir.
Stockings should be of the proper size.
- Çoraplar uygun boyutta olması gerekmektedir.
We must work hard to break down social barriers.
- Bizim sosyal engelleri yıkmak için çok çalışmamız gerekmektedir.
Mutual steps have to be taken.
- Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.
We need to work together to find a solution to our mutual problem.
- Bizim karşılıklı sorunumuza bir çözüm bulmak için birlikte çalışmamız gerekmektedir.
The world needs to develop new energy sources in place of oil.
- Dünya'nın petrol yerine yeni enerji kaynakları geliştirmesi gerekmektedir.
I need medicine. Where is the pharmacy?
- Bana ilaç gerek. Eczane nerede?
At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand.
- Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.
I wondered whether or not Tom had told Mary she needed to do that.
- Tom'un Mary'ye bunu yapması gerektiğini söyleyip söylemediğini merak ettim.
Tom was uncertain whether or not he should tell Mary.
- Tom Mary'ye söyleyip söylememesi gerektiğinden emin değildi.
He demanded that I should pay the money at once.
- Parayı bir kerede ödemem gerektiğini talep etti.
This problem demands immediate attention.
- Bu soruna hemen dikkat edilmesi gerekir.
Your shoes want mending.
- Ayakkabılarının tamir edilmesi gerekiyor.
It is not necessary for you to take his advice if you don't want to.
- Siz istemiyorsanız onun tavsiyesini almanıza gerek yok.
Concerning this matter, I'm the one to blame.
- Bu konuyla ilgili, suçlanması gereken kişi benim.
The existing law concerning car accidents requires amending.
- Araba kazaları ile ilgili mevcut yasa değişiklikler gerektirir.
You ought to have known that he was sick in bed.
- Onun yatakta hasta olduğunu bilmen gerekirdi.
You ought to see a dentist.
- Bir diş hekimini ziyaret etmen gerekiyor.
Experience is requirement for this profession.
- Deneyim bu meslek için gereklidir.
Our college won't admit Tom until he meets all the requirements.
- Bizim üniversite bütün gereksinimleri karşılayıncaya kadar Tom'u kabul etmeyecek.
All passengers are required to show their tickets.
- Tüm yolcuların biletlerini göstermeleri gerekir.
Am I required to get a visa?
- Vize almam gerekiyor mu?
I find it necessary to be able to say what I feel.
- Ne hissettiğimi söyleyebilmeyi gerekli buluyorum.
If you are going abroad, it's necessary to have a passport.
- Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.
We understand the necessity of studying.
- Eğitimin gerekliliğini anlıyoruz.
In the United States the automobile is a necessity and not a luxury.
- Amerika Birleşik Devletleri'nde otomobil bir lüks değil, bir gerekliliktir.
You'll get used to living alone in a pinch.
- Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.
This will come in handy in a pinch.
- Bu gerektiğinde işe yarayacak.
Bu yalnızca biraz istikrar icap ettirir.
- Bu sadece biraz kararlılık gerektirir.