So far, your action seems completely groundless.
- Şimdiye kadar, eyleminiz tamamen sebepsiz görünmektedir.
Dan didn't want to seem shy.
- Dan utangaç gibi görünmek istemiyordu.
It appears that the victim tried to write the murderer's name with his own blood.
- Kurbanın kendi kanı ile katilin adını yazmaya çalıştığı görünmektedir.
I lost my only chance to appear on television.
- Televizyonda görünmek için tek şansımı kaybettim.
Mosquitoes seem to be more attracted to people wearing dark clothes.
- Sivrisinekler koyu giysiler giyen insanlar için daha çekici görünmektedir.
Tom acts like he doesn't want to be seen with us.
- Tom bizimle görünmek istemiyor gibi davranıyor.
I don't want to be seen in his company.
- Onunla beraber görünmek istemiyorum
Tom acts like he doesn't want to be seen with us.
- Tom bizimle görünmek istemiyor gibi davranıyor.
I don't want to be seen in his company.
- Onunla beraber görünmek istemiyorum
She wants to look younger.
- O daha genç görünmek istiyor.
Men like to look masculine.
- Erkekler erkeksi görünmek isterler.
love is nothing what it seems - aşk göründüğü gibi değildir.
I'm tired of pretending.
- Yapar gibi görünmekten bıktım.
People always seem to enjoy talking about other people's problems.
- İnsanlar her zaman başka insanların sorunları ile ilgili konuşmaktan zevk alıyor gibi görünmektedirler.
He seems to have been a very popular actor when he was young.
- O gençken çok popüler bir aktörmüş gibi görünmektedir.
His appearance animated the party.
- Onun görünmesi partiyi canlandırdı.
I find her appearance attractive.
- Onun görünümünü çekici bulurum.
The story appears to be true.
- Hikâye doğru görünüyor.
Sometimes you have to choose between looking good and being comfortable.
- Bazen iyi görünme ve rahat olma arasında seçim yapmak zorundasın.
I don't like looking foolish.
- Aptal görünmeyi sevmiyorum.
Your plan seems better than mine.
- Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.
It seems interesting to me.
- O bana ilginç görünüyor.
The world is a place of seemingly infinite complexity.
- Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
Seemingly impossible things sometimes happen.
- Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.
Tom and Mary seem to be in some kind of trouble.
- Tom ve Mary'nin bir çeşit sorunları var gibi görünüyor.
You seem to be a little under the weather.
- Biraz keyifsiz gibi görünüyorsun.