Bana ne demek istediğini söyle.
- Tell me what you mean.
Bununla ne demek istediğini bana söyleyebilir misin?
- Can you tell me what you mean by that?
O, eşine gerçeği anlatmakta tereddüt etmedi.
- He didn't hesitate to tell his wife the truth.
Daha sonra ne olacağını anlatmak yok.
- There is no telling what will happen next.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben senin baban değilim.
- To tell the truth, I am not your father.
Bir taraftan seni yemeğe davet etmek için, diğer taraftan sana oğlumun evleneceğini söylemek için seni aradım.
- I called you, on the one hand to invite you out to eat, and on the other to tell you my son is going to get married.
Onu neden sevdiğini lütfen bana söyler misin?
- Could you please tell me why you love her?
Lütfen bana nerede yaşayacağını söyle.
- Please tell me where you will live.
Onun bilmek istediğini Tom'un Mary'ye söylememek için iyi bir nedeni var.
- Tom has a good reason for not telling Mary what she wants to know.
Tom'a bilmek istediği şeyi söyleyemedim.
- I couldn't tell Tom what he wanted to know.
Ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.
- There is no telling what will happen.
Ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.
- There's no telling what'll happen.
I'll never tell this to anyone.
- Ich werde das niemals jemandem erzählen.
Why did you wake me up to tell me something that big? Now, I'll never be able to concentrate on my work!
- Warum hast du mich aufgeweckt, um mir etwas so wichtiges zu erzählen? Jetzt werde ich mich nie auf meine Arbeit konzentrieren können!
And in his lap a masse of coyne he told, / And turned vpsidowne, to feede his eye / A couetous desire with his huge threasury.