When I was a kid, touching bugs didn't bother me a bit. Now I can hardly stand looking at pictures of them.
- Ben bir çocukken, böceklere dokunmak beni bir parça rahatsız etmezdi. Şimdi neredeyse onların resimlerine bakmaya katlanamıyorum.
Let go of my arm! I can't stand people touching me.
- Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.
Don't touch the wet paint.
- Islak boyaya dokunmayın.
Please don't touch the exhibits.
- Lütfen sergilere dokunma.
All you have to do is touch the button.
- Tüm yapmanız gereken düğmeye dokunmak.
Don't touch that pan! It's very hot.
- O tavaya dokunmayın! O çok sıcak.
Today I feel higher than the mountains. Today I want to touch the sky.
- Bugün dağlardan daha yüksek hissediyorum. Bugün gökyüzüne dokunmak istiyorum.
Is this snake safe to touch?
- Bu yılan dokunmak için güvenli midir?
Tom reached out to touch Mary.
- Tom Mary'ye dokunmak için uzandı.
Today I feel higher than the mountains. Today I want to touch the sky.
- Bugün dağlardan daha yüksek hissediyorum. Bugün gökyüzüne dokunmak istiyorum.
Tom reached out to touch Mary.
- Tom Mary'ye dokunmak için uzandı.
Have you ever touched a dolphin?
- Hiçbir yunusa dokundun mu?
Tom touched Mary's shoulder.
- Tom Mary'nin omzuna dokundu.
This is a touchscreen, so you can use your fingers to operate the controls which are displayed on it.
- Bu bir dokunmatik ekran, onun üzerinde görüntülenen kontrolleri çalıştırmak için parmaklarını kullanabilirsin.
She touched me lightly on the nape of the neck with the tips of her fingers and it made me shudder.
- O bana parmak uçları ile ensemin üzerine hafifçe dokundu ve bu beni ürpertti.
Your dress is touching the wet paint.
- Elbiseniz ıslak boyaya dokunuyor.
Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille.
- Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.
The huge building seemed to touch the sky.
- Büyük bina gökyüzüne dokunacak gibi görünüyordu.
Lips that touch liquor shall not touch mine.
- Liköre dokunan dudaklar benimkine dokunmayacaklar.