The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
- Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.
I just don't want to have people thinking I'm weak.
- Sadece zayıf olduğumu düşünen insanlara sahip olmak istemiyorum.
I think he is Mr Brown.
- Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.
I think it'll rain today.
- Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.
What do you think of modern art?
- Modern sanat hakkında ne düşünüyorsunuz?
You can't expect me to always think of everything!
- Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.
She is very thoughtful and patient.
- O çok düşünceli ve sabırlı.
Words express thoughts.
- Kelimeler düşünceleri ifade eder.
Tom was probably pondering something.
- Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
She pondered the question for a while.
- Soruyu bir süre düşünüp taşındı.
Tom was probably pondering something.
- Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it.
- Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.
Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful.
- Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.
Do you believe that elephants can contemplate life after death?
- Fillerin ölümden sonra hayat düşünebileceklerine inanıyor musunuz?
He contemplated taking a trip to Paris.
- Paris'e bir gezi yapmayı düşündü.
I often meditate on the meaning of life.
- Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.
Do you meditate, Tom?
- Üzerinde düşünür müsün?
The jury deliberated for three days.
- Jüri üç gün boyunca düşündü.
Do you think that was deliberate?
- Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?
With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas.
- Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.
We all consider your idea to be impractical.
- Hepimiz senin fikrinin kullanışsız olduğunu düşünüyoruz.
I'm considering going with them.
- Onlarla gitmeyi düşünüyorum.
It is worthwhile considering what it is that makes people happy.
- İnsanları mutlu eden şeyin ne olduğunu düşünmeye değer.
Tom considered working for our company, but decided not to.
- Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.
Tom considered changing his job.
- Tom işini değiştirmeyi düşündü.