Ikeda made several silly mistakes, and so he was told off by the department head.
- Ikeda birkaç aptalca hata yaptı ve bu yüzden ona bölüm başkanı tarafından ağzının payı verildi.
Afghanistan and Iran both changed their national anthems several times in the course of the 20th century.
- Afganistan ve İran her ikisi de milli marşlarını 20.yüzyıl boyunca birkaç kez değiştirmişti.
You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
- Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
Only a few people showed up on time.
- Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
My mother made some new clothes.
- Annem bana birkaç yeni giysi yaptı.
My father bought some CDs for my birthday.
- Babam, doğum günüm için bana birkaç CD aldı.
A number of friends saw him off.
- Birkaç arkadaş onu uğurladılar.
Tom and Mary have gone swimming together a number of times.
- Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.
Only a few people understood me.
- Sadece birkaç kişi beni anladı.
Only a few people showed up on time.
- Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
Could you lend me your bicycle for a couple of days?
- Bisikletini birkaç günlüğüne bana ödünç verebilir misin?
Tom has a couple of friends in Boston.
- Tom'un Boston'da birkaç arkadaşı var.
A number of passengers were injured.
- Birkaç yolcu yaralandı.
A number of friends saw him off.
- Birkaç arkadaş onu uğurladılar.
There were multiple disclaimers at the start of the video.
- Videonun başında birkaç feragatname vardı.
The judge was forced to slam her gavel down multiple times in order to restore order to the court.
- Hakim mahkemeye düzeni sağlamak için birkaç sefer tokmağı aşağı vurmak zorunda kaldı.
You're one of the few friends I have.
- Sen sahip olduğum birkaç arkadaştan birisin.
Tom was among the few who stayed and helped.
- Tom kalan ve yardım eden birkaç kişinin arasındaydı.
I want some potatoes. Do you have any?
- Birkaç patates istiyorum. Hiç patatesiniz var mı?
If you have any interesting books, lend me some.
- İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.
The man passed away a few hours ago.
- Adam bir kaç saat önce vefat etti.
We almost got caught a few times.
- Biz neredeyse bir kaçkez yakalandık.