So, next time they come to me of a morning and ask the same question, what do you think my answer might be?.
One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten.
- Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.
I'd like to stay one more night. Is that possible?
- Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?
Get both a phone and internet access in a single package!
- Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
Did God really create the earth in a single day?
- Tanrı, dünyayı gerçekten tek bir günde mi yarattı?
He needs something to drink.
- İçecek bir şeye ihtiyacı var.
We generally drink tea after a meal.
- Biz genellikle bir öğünden sonra çay içeriz.
We rented an apartment when we lived in New York.
- New York'ta yaşarken bir apartman dairesi kiraladık.
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
He read the poem in a monotone.
- O, şiiri monoton bir şekilde okudu.
He wore a top hat and a monocle.
- O bir silindir şapka ve bir tek gözlük taktı.
Please put a lump of sugar in my coffee.
- Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.
Every time I think of Tom, I get a lump in my throat.
- Tom'u ne zaman düşünsem, boğazımda bir yumru hissediyorum.
Ikeda made several silly mistakes, and so he was told off by the department head.
- Ikeda birkaç aptalca hata yaptı ve bu yüzden ona bölüm başkanı tarafından ağzının payı verildi.
They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
- Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
They erected a statue in memory of Gandhi.
- Onlar Gandhi'nin anısına bir heykel diktiler.
Don't lend money to someone who can't have a morning erection.
- Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.
The United States borders Canada.
- Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ile komşudur.
I would like to go to the United States one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
Unity is better than money.
- Birlik paradan daha iyidir.
Many Eastern religions teach that there is a unity behind the diversity of phenomena.
- Birçok Doğu dinleri olayların çeşitliliği arkasında bir birlik olduğunu öğretir.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
I saw her somewhere two years ago.
- Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.
Do you have any engagement tomorrow?
- Yarın herhangi bir randevun var mı?
Tom gave Mary an engagement ring.
- Tom Mary'ye bir nişan yüzüğü verdi.
He walked at a quick pace.
- O büyük bir hızla yürüdü.
I've got a pacemaker.
- Benim bir kalp pilim var.
I've brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
Would you like some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
She attacked him with a baseball bat.
- O, bir beyzbol sopası ile ona saldırdı.
They began with a strong attack against the enemy.
- Düşmana karşı şiddetli bir taarruza geçtiler.
Butternut squash is a good source of manganese, potassium, and vitamins A, C, and E.
- Balkabağı, iyi bir manganez, potasyum ve A, C ve E vitaminleri kaynağıdır.
We should play squash together sometime.
- Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.