Tüm mülkiyetini oğluna bağışladı.
- He handed over all his property to his son.
Özel mülkiyete izinsiz giriyorsunuz.
- You are trespassing on private property.
Buraya giremezsin. Bu özel bir mülkiyet.
- You are not allowed here. This is private property.
Onlar mülklerini kaybettiler.
- They lost their property.
Bu çok büyük bir özellik.
- It's a very large property.
Aşırıiletkenlik fiziksel bir özelliktir.
- Superconductivity is a physical property.
Edward amcasının servetini miras olarak aldı.
- Edward inherited his uncle's property.
Tom muazzam servetin, onun emrinde olduğunu iddia etti.
- Tom claimed that the enormous property was at his disposal.
Costumes and scenery are distinguished from property properly speaking.