Tom hastaneye büyük bir bağış yaptı.
- Tom made a big donation to the hospital.
O, kendisinin hasta olduğuna inandırdı.
- She made believe that she was sick.
Kırık kapıya geçici bir onarım yaptım.
- I made a temporary repair to the broken door.
Hayır, sana kızgın değilim, sadece hayal kırıklığına uğradım.
- No, I'm not mad at you, I'm just disappointed.
Ultraviyole ışınlarının ani artışı araştırmacıları ozon deliklerinin varlığına inandırdı.
- The sudden increase of ultraviolet rays made the researchers believe in the existence of ozone holes.
O ya sarhoş ya da deli.
- He is either drunk or mad.
Bugün mümkünse Tom'dan uzak durmalısın. O sana çok kızgın.
- You should avoid Tom today if at all possible. He's very mad at you.
Tom'un bana çok kızgın olmadığını umuyorum.
- I hope Tom's not too mad at me.
Solucan ona dokunduğumda kıvrıldı.
- The earthworm wriggled when I touched it.
Tom, bir solucan yediğim takdirde bana otuz dolar vereceğini söyledi.
- Tom said that he'd give me thirty dollars if I ate an earthworm.
Tom sinirli görünüyordu.
- Tom looked like he was mad.
Çağırılmadığı için sinirliydi.
- He was mad because he was not invited.
Tom çılgın gibi görünüyor.
- It looks like Tom is mad.
Bir çılgınla benim aramdaki tek fark benim bir çılgın olmamamdır.
- The only difference between me and a madman is that I'm not mad.
O kadar üzgündü ki neredeyse çıldırmıştı.
- He was so sad that he almost went mad.