öğretmenlik

listen to the pronunciation of öğretmenlik
Türkisch - Englisch
teaching

Her occupation is teaching. - Onun mesleği öğretmenliktir.

He will have been teaching for thirty years this spring. - O, bu bahar otuz yıldır öğretmenlik yapıyor olacak.

teaching, being a teacher
instructiveness
teaching; profession/duties of a teacher
profession of a teacher
mastership
preceptorship
schoolmastering
öğretmen
teacher

I know that you're a teacher. - Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.

Yumi will become a teacher. - Yumi öğretmen olacak.

öğretmenlik taslayan
didactic
öğretmenlik yapmak
teach

Tom has gone to Boston to teach. - Tom öğretmenlik yapmak için Boston'a gitti.

He has been teaching for 20 years. - Yirmi yıldır öğretmenlik yapmaktadır.

öğretmenlik yapmak
to teach
öğretmen
instructor

I cannot understand the Arabic Level 5 instructor. He speaks too fast! - Arapça Seviye 5 öğretmenini anlayamıyorum. O çok hızlı konuşuyor!

My driving instructor says I should be more patient. - Sürüş öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.

öğretmen
{i} master

The teacher said that you need to master the subject. - Öğretmen konuyu öğrenmen gerektiğini söyledi.

The dog knew its master. - Köpek öğretmenini tanıyordu.

öğretmen
beak
öğretmen
schoolteacher

You are a schoolteacher, aren't you? - Sen bir öğretmensin, değil mi?

Tom's dream is to be a schoolteacher. - Tom'un hayali bir öğretmen olmak.

öğretmen
{i} schoolmaster
öğretmen
preceptor
öğretmen
dominie
öğretmen
don

Although teachers give a lot of advice, students don't always take it. - Öğretmenler bir sürü tavsiye vermelerine rağmen, öğrenciler her zaman onu almazlar.

I don't like the substitute teacher. - Ben vekil öğretmeni sevmiyorum.

öğretmen
educationist
öğretmen
{i} schoolmarm
öğretmen
school teacher
öğretmen
professor

What's her professor's name? - Onun öğretmeninin adı nedir?

The professor teaches Czech. - Öğretmen, Çekçe öğretiyor.

öğretmen
{i} schoolmistress
öğretmen
educate
öğretmen
{i} indoctrinator
öğretmen
{i} mistress
öğretmen
governess
özel öğretmenlik
tutorship
öğretmen
(bayan) instructress
öğretmen
schoolma'am
öğretmen
(kadın) preceptress
öğretmen
teacher; instructor; tutor; schoolmaster, master; schoolmistress; professor
Türkisch - Türkisch
Öğretmenin görevi: "Hayatımızın askerlikte ve sivillikte kırk beş senesi öğretmenlik ile geçti."- B. Felek
Öğretmenin görevi
muallimlik
Öğretmen
hoca

Hocasının adı neymiş? - Öğretmeninin ismi ne?

Öğretmen
muallim
öğretmen
Mesleği bir bilim dalını, bir sanatı veya teknik bilgileri öğretmek olan kimse, muallim, muallime
öğretmen
Mesleği bir bilim dalını, bir sanatı veya teknik bilgileri öğretmek olan kimse, muallim, muallime: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım bazen."- Y. Z. Ortaç