Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

öğret

listen to the pronunciation of öğret
Türkisch - Englisch
{f} taught

While employed at the bank, he taught economics at college. - Bankada görevlendirildiğinde ,kolejde ekonomi öğretti.

My mother taught me how to make osechi. - Annem bana nasıl osechi yapılacağını öğretti.

{f} teach

Yumi will become a teacher. - Yumi öğretmen olacak.

I will teach you to play chess. - Sana satranç oynamayı öğreteceğim.

{f} enlightened
instruct

This book is both interesting and instructive. - Bu kitap hem ilginç hem de öğretici.

The story is at once interesting and instructive. - Hikaye hem ilginç hem de öğretici.

{f} edifying
{f} teaching

I am very tired from teaching. - Öğretmekten çok yoruldum.

Your method of teaching English is absurd. - Senin İngilizce öğretme yöntemin saçmadır.

edify
school

My father teaches English at a high school. - Babam, bir lisede İngilizce öğretiyor.

Didn't they teach you common sense as well as typing at the school where you studied? - Eğitim yaptığın okulda yazı yazmanın yanı sıra sağduyuyu öğretmediler mi?

schooling
öğret
Favoriten