Definition von çıktı im Türkisch Englisch wörterbuch
- output
I want you to redirect the output of this command into that file.
- Bu komutun çıktısını o dosyaya yeniden yönlendirmenizi istiyorum.
Last year's output of coal fell short of the standard.
- Geçen yılın kömür çıktısı standardın gerisinde kaldı.
- (Ekonomi)output
- output , printout
- comp. output data, output
- throughput
- waste, waste product (from a factory)
- minus
- (Ticaret) outcome
- (Antika) hard copy
- output signal
- (Bilgisayar) output to
- thruput
- printed out
- grew to
- arose
Then arose the question of where we were to get the necessary machinery.
- Sonra gerekli makineyi nereden alacağımız sorunu ortaya çıktı.
A problem immediately arose.
- Aniden bir sorun ortaya çıktı.
- turned out
Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
- Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.
Kathleen's statements turned out to be true.
- Kathleen'in ifadelerinin gerçek olduğu çıktı.
- came out
A cat came out from under the desk.
- Masanın altından bir kedi çıktı.
The boy cried Wolf, wolf! and the villagers came out to help him.
- Kurt, kurt diye çocuk bağırdı! ve köylüler ona yardım etmek için dışarı çıktılar.
- readout
- çıktı almak
- Print out
- çıktı alanı
- output area
- çıktı aygıtı
- output device
- çıktı bilgileri
- output data
- çıktı bloğu
- output block
- çıktı delgisi
- output punch
- çıktı ekipmanı
- output equipment
- çıktı kanalı
- output channel
- çıktı kaydı
- output record
- çıktı kesimi
- output section
- çıktı modülü
- output module
- çıktı oluğu
- output channel
- çıktı programı
- output program
- çıktı sistemi
- output system
- çıktı sözleşmesi
- (Hukuk) output contraction
- çıktı sınırlamalı
- output limited
- çıktı tamponu
- output buffer
- çıktı tasarımı
- output design
- çıktı yazmacı
- output register
- çıktı yordamı
- output routine
- çık
- drop out of
- girdi çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar,Teknik) input output analysis
- girdi-çıktı
- (Askeri) i/o
- girdi-çıktı
- (Ticaret) input-output
- girdi-çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar) input-output analysis
- girdi/çıktı tablosu
- input/output table
- potansiyel çıktı
- (Ticaret) potential output
- standart çıktı
- (Bilgisayar) standard output
- çık
- (Bilgisayar) break
I went for a walk after breakfast.
- Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktım.
What would you do if war were to break out?
- Savaş çıksa ne yaparsın?
- çık
- (Bilgisayar) escape
Tom pointed to the fire escape.
- Tom yangın çıkışını işaret etti.
They wanted to escape on vacation.
- Tatile çıkmak istediler.
- çık
- {f} exit
The exit flowrate is proportional to the pressure difference around the exit valve.
- Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.
Please use this exit when there is a fire.
- Bir yangın olduğunda, lütfen bu çıkışı kullanın.
- çık
- got out
When I got out of prison, Tom helped me get back on my feet.
- Hapishaneden çıktığımda, Tom tekrar ayaklarımın üstünde durmama yardımcı oldu.
The argument quickly got out of control.
- Tartışma hızla kontrolden çıktı.
- çık
- {f} exited
The old woman exited the bus.
- Yaşlı kadın otobüsten çıktı.
Dan exited the train station at seven thirty.
- Dan 7.30'da tren istasyonundan çıktı.
- çık
- went forth
- çık
- go out
Daddy, may I go out and play?
- Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?
I wish you would shut the door when you go out.
- Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.
- çık
- move up
- çık
- emerge
The robber emerged from the darkness.
- Karanlıktan bir soyguncu ortaya çıktı.
It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
- Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.
- çık
- gone forth
- çık
- took off for
- çık
- go forth
- çık
- emanate
- çık
- take off for
- çık
- taken off for
- çık
- get out
They'll get out of class in forty minutes.
- Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.
I couldn't get out of my garage because there was a car in the way.
- Yolda bir araba olduğu için garajımdan çıkamadım.
- rüzgar çıktı
- wind output
- arpa ektim, darı çıktı
- (Konuşma Dili) I did not get what I expected./It was a disappointment
- ayak parmağım çıktı
- I dislocated my toe
- ayaz Paşa kol geziyor/kola çıkmış/çıktı
- (Konuşma Dili) It is freezing weather
- cari çıktı
- (Ticaret) current output
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) output to excel
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) outputto excel
- fiili nispi çıktı
- (Politika, Siyaset) effected rated output
- fiziki çıktı
- (Ticaret) physical output
- fırtına çıktı
- A storm came up
- girdi ve çıktı denetimi
- (Bilgisayar,Teknik) input and output control
- girdi çıktı/si çıktısı
- 1. intimate relations. 2. the ins and outs
- girdi-çıktı tablosu
- (Ticaret) input-output table
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- (Askeri) input/output
- girdi/çıktı anahtarlaması
- input/output switching
- girdi/çıktı anayolu
- input/output trunk
- girdi/çıktı aygıtları
- input/output devices
- girdi/çıktı denetim sistemi
- input/output control system
- girdi/çıktı denetimi
- input/output control
- girdi/çıktı dizgesi
- input/output system
- girdi/çıktı işlemcisi
- input/output processor
- girdi/çıktı kanalı
- input/output channel
- girdi/çıktı kapısı
- input/output port
- girdi/çıktı kesilmesi
- input/output interrupt
- girdi/çıktı kitaplığı
- input/output library
- girdi/çıktı oluğu
- input/output channel
- girdi/çıktı sistemi
- input/output system
- girdi/çıktı sınırlamalı
- input/output limited
- girdi/çıktı tamponu
- input/output buffer
- girdi/çıktı trafik denetimi
- input/output traffic control
- girdi/çıktı yazmacı
- input/output register
- girdi/çıktı yordamları
- input/output routines
- girdi/çıktı çizelgesi
- input/output table
- girdi/çıktı ünitesi
- (Askeri) input/output unit
- hacı sandığımızın haçı koynunda çıktı
- (Konuşma Dili) We were deceived at first by his appearance
- kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire
- (Konuşma Dili) She thinks she's too good to help with the work
- kolum çıktı
- I dislocated my arm
- not defteri için çıktı
- (Bilgisayar) output to notepad
- ok yaydan çıktı
- (Konuşma Dili) What's done is done; there's no turning back./The die is cast
- ok yaydan çıktı
- the die is cast
- sıfır çıktı
- zero output
- taslak çıktı
- (Bilgisayar) draft output
- word için çıktı
- (Bilgisayar) outputto word
- zıp diye all of a sudden, suddenly: Adam zıp diye karşıma çıktı. The fellow
- suddenly appeared in front of me
- çık
- quit
She advised him to take a long holiday, so he immediately quit work and took a trip around the world.
- O, ona uzun bir tatile çıkmasını tavsiye etti, bu yüzden o, derhal işi bıraktı ve dünya yolculuğuna çıktı.
Jane is very content with her job and has no desire to quit it.
- Jane işinden çok memnun ve çıkma arzusu yok.
- çık
- exeunt