Definition von çıktı im Türkisch Englisch wörterbuch
- output
I want you to redirect the output of this command into that file.
- Bu komutun çıktısını o dosyaya yeniden yönlendirmenizi istiyorum.
Last year's output of coal fell short of the standard.
- Geçen yılın kömür çıktısı standardın gerisinde kaldı.
- (Ekonomi)output
- output , printout
- comp. output data, output
- throughput
- waste, waste product (from a factory)
- minus
- (Ticaret) outcome
- (Antika) hard copy
- output signal
- (Bilgisayar) output to
- thruput
- printed out
- grew to
- arose
Then arose the question of where we were to get the necessary machinery.
- Sonra gerekli makineyi nereden alacağımız sorunu ortaya çıktı.
The accident arose from a simple mistake.
- Kaza basit bir hatadan ortaya çıktı.
- turned out
Kathleen's statements turned out to be true.
- Kathleen'in ifadelerinin gerçek olduğu çıktı.
It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?
- Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?
- came out
He came out with an angry face.
- O öfkeli bir yüz ile dışarı çıktı.
But when I tried to turn the shower faucet, this black bubbly liquid came out.
- Ama ben duş musluğunu açmak için çalıştığımda, bu siyah kabarcıklı sıvı dışarı çıktı.
- readout
- çıktı almak
- Print out
- çıktı alanı
- output area
- çıktı aygıtı
- output device
- çıktı bilgileri
- output data
- çıktı bloğu
- output block
- çıktı delgisi
- output punch
- çıktı ekipmanı
- output equipment
- çıktı kanalı
- output channel
- çıktı kaydı
- output record
- çıktı kesimi
- output section
- çıktı modülü
- output module
- çıktı oluğu
- output channel
- çıktı programı
- output program
- çıktı sistemi
- output system
- çıktı sözleşmesi
- (Hukuk) output contraction
- çıktı sınırlamalı
- output limited
- çıktı tamponu
- output buffer
- çıktı tasarımı
- output design
- çıktı yazmacı
- output register
- çıktı yordamı
- output routine
- çık
- drop out of
- girdi çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar,Teknik) input output analysis
- girdi-çıktı
- (Askeri) i/o
- girdi-çıktı
- (Ticaret) input-output
- girdi-çıktı çözümlemesi
- (Bilgisayar) input-output analysis
- girdi/çıktı tablosu
- input/output table
- potansiyel çıktı
- (Ticaret) potential output
- standart çıktı
- (Bilgisayar) standard output
- çık
- (Bilgisayar) break
He took a walk before breakfast.
- O, kahvaltıdan önce bir yürüyüşe çıktı.
I left home without having breakfast yesterday.
- Ben dün kahvaltı etmeden evden çıktım.
- çık
- (Bilgisayar) escape
They wanted to escape on vacation.
- Tatile çıkmak istediler.
Tom pointed to the fire escape.
- Tom yangın çıkışını işaret etti.
- çık
- {f} exit
Everybody in the building headed for the exits at the same time.
- Binadaki herkes aynı anda çıkışa yöneldi.
Please use this exit when there is a fire.
- Bir yangın olduğunda, lütfen bu çıkışı kullanın.
- çık
- got out
Tom got out of cleaning the bathroom.
- Tom banyoyu temizlemekten çıktı.
Tom got out of prison after 30 years.
- Tom otuz yıldan sonra hapishaneden çıktı.
- çık
- {f} exited
The old woman exited the bus.
- Yaşlı kadın otobüsten çıktı.
Tom exited the tunnel at 80 miles an hour.
- Tom saatte 80 mil hızla tünelden çıktı.
- çık
- went forth
- çık
- go out
Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
- Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.
Daddy, may I go out and play?
- Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?
- çık
- move up
- çık
- emerge
It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
- Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.
Where is the emergency exit?
- Acil çıkış kapısı nerede?
- çık
- gone forth
- çık
- took off for
- çık
- go forth
- çık
- emanate
- çık
- take off for
- çık
- taken off for
- çık
- get out
I couldn't get out of my garage because there was a car in the way.
- Yolda bir araba olduğu için garajımdan çıkamadım.
They'll get out of class in forty minutes.
- Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.
- rüzgar çıktı
- wind output
- arpa ektim, darı çıktı
- (Konuşma Dili) I did not get what I expected./It was a disappointment
- ayak parmağım çıktı
- I dislocated my toe
- ayaz Paşa kol geziyor/kola çıkmış/çıktı
- (Konuşma Dili) It is freezing weather
- cari çıktı
- (Ticaret) current output
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) output to excel
- excel için çıktı
- (Bilgisayar) outputto excel
- fiili nispi çıktı
- (Politika, Siyaset) effected rated output
- fiziki çıktı
- (Ticaret) physical output
- fırtına çıktı
- A storm came up
- girdi ve çıktı denetimi
- (Bilgisayar,Teknik) input and output control
- girdi çıktı/si çıktısı
- 1. intimate relations. 2. the ins and outs
- girdi-çıktı tablosu
- (Ticaret) input-output table
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- girdi/çıktı
- (Askeri) input/output
- girdi/çıktı anahtarlaması
- input/output switching
- girdi/çıktı anayolu
- input/output trunk
- girdi/çıktı aygıtları
- input/output devices
- girdi/çıktı denetim sistemi
- input/output control system
- girdi/çıktı denetimi
- input/output control
- girdi/çıktı dizgesi
- input/output system
- girdi/çıktı işlemcisi
- input/output processor
- girdi/çıktı kanalı
- input/output channel
- girdi/çıktı kapısı
- input/output port
- girdi/çıktı kesilmesi
- input/output interrupt
- girdi/çıktı kitaplığı
- input/output library
- girdi/çıktı oluğu
- input/output channel
- girdi/çıktı sistemi
- input/output system
- girdi/çıktı sınırlamalı
- input/output limited
- girdi/çıktı tamponu
- input/output buffer
- girdi/çıktı trafik denetimi
- input/output traffic control
- girdi/çıktı yazmacı
- input/output register
- girdi/çıktı yordamları
- input/output routines
- girdi/çıktı çizelgesi
- input/output table
- girdi/çıktı ünitesi
- (Askeri) input/output unit
- hacı sandığımızın haçı koynunda çıktı
- (Konuşma Dili) We were deceived at first by his appearance
- kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire
- (Konuşma Dili) She thinks she's too good to help with the work
- kolum çıktı
- I dislocated my arm
- not defteri için çıktı
- (Bilgisayar) output to notepad
- ok yaydan çıktı
- (Konuşma Dili) What's done is done; there's no turning back./The die is cast
- ok yaydan çıktı
- the die is cast
- sıfır çıktı
- zero output
- taslak çıktı
- (Bilgisayar) draft output
- word için çıktı
- (Bilgisayar) outputto word
- zıp diye all of a sudden, suddenly: Adam zıp diye karşıma çıktı. The fellow
- suddenly appeared in front of me
- çık
- quit
She advised him to take a long holiday, so he immediately quit work and took a trip around the world.
- O, ona uzun bir tatile çıkmasını tavsiye etti, bu yüzden o, derhal işi bıraktı ve dünya yolculuğuna çıktı.
Jane is very content with her job and has no desire to quit it.
- Jane işinden çok memnun ve çıkma arzusu yok.
- çık
- exeunt