I can't remember of the subsequent events.
- Ben daha sonraki olayları hatırlamıyorum.
Growth was dampened by a softening of the global economy in 2001, but picked up in the subsequent years due to strong growth in China.
I know you want to marry me now, but don't you think you'll have second thoughts afterward?
- Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?
You speak first; I will speak after.
- Önce sen konuş, ben daha sonra konuşacağım.
Keep your eyes wide open before marriage, half shut afterwards.
- Evlenmeden önce gözlerinizi tam açın, daha sonra yarı kapatın.
I know you want to marry me now, but don't you think you'll have second thoughts afterward?
- Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?
Do you plan to join us for a drink afterwards?
- Daha sonra bir şey içmek için bize katılmayı planlıyor musunuz?
I'll explain afterwards.
- Daha sonra açıklayacağım.
I will explain the situation to you later on.
- Durumu daha sonra size açıklayacağım.
He remained abroad later on.
- Daha sonra yurt dışında kaldı.
Tom was subsequently arrested.
- Tom daha sonra tutuklandı.
Sami was subsequently murdered.
- Sami daha sonra öldürüldü.
One more person will be joining us later.
- Daha sonra bir kişi daha bize katılıyor olacak.
Let me call you back later, OK?
- Seni daha sonra tekrar arayayım,tamam mı?
Tom sat at the bottom of the stairs wondering what he should do next.
- Tom daha sonra ne yapması gerektiğini merak ederek merdivenlerin alt kısmında oturdu.
What happened next, I don't know.
- Daha sonra ne oldu bilmiyorum.
The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.
- Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı.
Mary told Tom: Let's begin with a short sentence, and then we'll see...
- Mary Tom'a söyledi: Kısa bir cümle ile başlayalım, ve daha sonra göreceğiz...
You walk on and I will catch up with you later.
- Sen ilerle ve ben sana daha sonra yetişirim.
Give it your all, and you won't be sorry later.
- Elinden geleni yap ve daha sonra üzülme.