Tom'un nezaketinden etkilendim.
- I was impressed by Tom's courtesy.
Japonya'da eğilmek yaygın bir nezakettir.
- In Japan, bowing is common courtesy.
Güzel hava sayesinde, tüm ürünleri bir gün içinde hasat edebildik.
- Thanks to the nice weather, we were able to harvest all of the crops in a day.
Ben onun tavsiyesi sayesinde başarılı oldum.
- It was thanks to his advice that I succeeded.
türkçeden farklı olarak tam anlamıyla bizdeki gibi "sayesinde" anlamından çok teşekkürlü, müteşekir anlamında kullanılır örn: "thanks to my father I was able to buy a new car".
They call this pond a lake by courtesy only.
They received free advertising through the courtesy of the local newspaper.