There's somebody coming up the stairs.
- Merdivenlerden yukarı gelen birisi var.
I'm sure he's going to be somebody someday.
- Onun bir gün birisi olacağından eminim.
I think that someone went there.
- Sanırım birisi oraya gitti.
A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else.
- Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Tom doesn't have time right now to talk to anyone.
- Tom'un şu anda birisiyle konuşmak için vakti yok.
One of them will have to go.
- Onlardan birisi gitmek zorunda kalacak.
You're one of them, aren't you?
- Sen onlardan birisin, değil mi?
One of my favorite tunes was playing on the radio.
- En favori melodilerimden birisi radyoda çalıyordu.
There were two people in it, one of her girl students and a young man.
- Onun içinde iki kişi vardı, onun kız öğrencilerinden birisi ve genç bir adam.
Tom isn't the kind of person who is intimidated by anyone or anything.
- Tom birisi ya da bir şey tarafından gözdağı verilen insan türü değildir.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Why doesn't anybody help Tom?
- Niçin birisi Tom'a yardım etmiyor?
He is very slow at making friends with anybody.
- Birisiyle arkadaş olmada çok yavaş.
Somebody has broken this dish.
- Biri bu tabağı kırdı.
There's somebody coming up the stairs.
- Merdivenlerden yukarı gelen birisi var.
One of my dreams is to learn Icelandic.
- Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.
Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook.
- Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.
I'd like to try one of those cookies.
- Bu kurabiyelerden birini denemek istiyorum.
I usually don't like sweet things, but I will try one of your cookies.
- Ben genellikle tatlı şeyleri sevmiyorum ama senin kurabiyelerinden birini deneyeceğim.
Anyone can cultivate their interest in music.
- Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.
You may choose any of them.
- Onlardan herhangi birini seçebilirsin.
I know one of them but not the other.
- Birini tanıyorum da ötekini değil.
One of my dreams is to learn Icelandic.
- Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.
Anyone can cultivate their interest in music.
- Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.
Well, yes, but I don't want anyone to know.
- Pekala, evet, fakat herhangi birinin bilmesini istemiyorum.
Death is one of two things. Either it is annihilation, and the dead have no consciousness of anything; or, as we are told, it is really a change: a migration of the soul from this place to another.
- Ölüm iki şeyden biridir.O ya ölümlülüktür, ve ölüler herhangi bir şeyin bilincinde değildir; ya da bize söylenildiği gibi, gerçekten bir değişikliktir: ruhun bu yerden ötekine göç etmesidir.
Does anyone have a soul?
- Herhangi biri bir ruha sahip midir?
It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?
- Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?
Let's draw lots to decide who goes first.
- Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.
A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else.
- Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.
You don't marry someone you can live with — you marry the person whom you cannot live without.
- Sen yaşayabileceğin herhangi biriyle evlenme - sen onsuz yaşayamayacağın kişiyle evlen.
Tom is sitting in one of the chairs.
- Tom koltuklardan birisinde oturuyor.
Tom lost the sight in one of his eyes in a traffic accident.
- Tom bir trafik kazasında gözlerinden birinde görme yeteneğini kaybetti.
One parsec is the distance at which one astronomical unit subtends an angle of one arcsecond.
- Bir parsek bir astronomik birimin bir arksaniyelik bir dereceye karşılık geldiği mesafedir.
The solution of one may prove to be the solution of the other.
- Birinin çözümü, ötekinin çözümünü kanıtlayabilir.
There are nine planets travelling around the sun, the earth being one of them.
- Güneşin etrafında dönen dokuz gezegen vardır,Dünya onlardan biridir.
There are many talented people in our city, but Tom isn't one of them.
- İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Tom bunlardan biri değildir.